Kapıcımız sikti, kocam seyretti

Sabah kahvaltımızı yapıp kocamı işe gönderdim. Bahar havası, üstümde şeffaf geceliğim, escort bayan ankara altımda hiç bir şey yok, tembel tembel vakit geçiriyorum. Canım sıkıldı, tam giyinip çıkayım diyordum ki, kapı çaldı. Boş bulunup öylesine açıverdim ben de… İçimde hiçbir şey olmadığını unuttum… Karşımda Hasan… Apartmanın kara yağız kapıcısı… Beni o vaziyette görünce gözleri fırladı. Önce kekeleyerek bir şeyler dedi anlamadım.

– “Gel içeri, kapının önünde hiçbir şey anlamadım” dedim, içeriye alıp kapıyı kapadım.

Siparişleri getirmiş. Bir de aidatları toplamış, yeni yönetici olduğumdan makbuz kesmem için bana getirmiş. Salonda oturuyoruz, Hasan’ın gözleri önünde, kaçamak bakmaya çalışıyor konuşurken… Kalkıp vitrinin alt çekmecesinden defterleri aldım. Eğilince mini gecelik kalçalarıma kadar açıldı. Vitrinin aynasından açılan hazinelerime baktığını gördüm, arama işini biraz uzattım.

– “Bir çay alır mısın Hasan? Yeni demledim…”

– “Alırım zahmet olmazsa yenge…”

Çayları getirdim. Masaya koyarken eğilince yakası açık gecelikten memelerimin göründüğünü fark ettim, aldırmadım. Hoş, zaten dekoltesine gerek kalmadan, şeffaf tül gecelikten gözüküyordu da… Neyse, oğlanın gözleri kenetlendi memelerime… Yutkunarak bakıyordu zavallı…

Karşısına geçip oturdum, gelen aidatların makbuzlarını çukurambar escort yazıp paralarla defterleri tekrar çekmeceye koydum. Pantolonunun önünü saklamaya çalışıyordu mahcup mahcup… Bir şey yapmaya cesareti yoktu, işini kaybedebilirdi. 25 yaşlarında, esmer bir çocuktu, evlenecekti.

– “Nişanlın nasıl Hasan, düğün ne zaman?”

– “Yenge, düğün için para biriktiyorum, biraz daha var…” dedi.

– “Yani kendine hiç para harcamıyorsun?”

– “Nasıl harcıyam yenge? Bir an önce parayı tamamlamam lazım, düğünü etmem lazım. Yalnızlık zor…”

– “Kocamın giymediği pantolonlar gömlekler var. Bir gün gel de bakarsın onlara… Bir de giyim masrafı yapmaktan kurtulursun. Şimdi benim hazırlanıp gitmem lazım. Sen çayını iç, giderken kapıyı çekersin” dedim.

Yatak odasına gittim. Odanın karşısında ayna vardı,demetevler escort o aynayı görüyordu oturduğu yerden… Ben de soyunup sütyenimi taktım. Aynadan beni seyrediyor, sikini okşuyordu. Ben onu görüyorum ama kapıcı onu gördüğümü düşünemiyor. String külodumu giyip üstüne siyah jartiyer çoraplarımı giydim. Bluzumu geçirdim sırtıma, düğmeleri ilikleyecektim, tam o sıra telefon çaldı.

Telefon salondaydı. Olduğum gibi salona gittim, telefonu açtım. İşten arıyorlardı. Tek elle bluz düğmelerini iliklemeye çalışırken diğer elim telefonda, konuşmaya başladım. Zavallı… Apartman yöneticisi önünde yarı çıplak oluşuna aldırmadan, gayet normal bir şeymiş gibi telefonda konuşuyor… Bluzun önü açık, dantel sütyen, memelerim meydanda, altımda kutumu kapatmayan string külot, jartiyer çoraplar…

Beni öyle görünce yine gözleri büyüdü. Hemen çayını içip kalktı. Ben gidiyorum diye bir işaret yaptı, ben de tamam anlamında başımı sallayıp konuşmama devam ettim. Pantolonundan kalkmış siki belli oluyordu. Gözü arkada, çıkıp gitti.

İşte böyle kocacığım…

– “Desene çocuğu delirttin.” dedi kocam… Yatakta çıplak uzanmış, benim kapıcıyla yaşadığım olayı anlatmamı dinliyordu zevkle… Az önce sevişip boşalmış olmasına rağmen, anlattıklarımla siki yine kalkmıştı. Başım göğsünde kalkan sikini okşuyordum.

“Garanti seni düşünüp 31 çekmıştır. Ulan Gül, az orospu değilsin haaa…” Bunu duyunca kikirdedim,

– “Sen de az pezevenk değilsin kocacım…” dedim işveli işveli… “Baksana kapıcı karının amına, götüne baktı deyince sikin nasıl sertleşti…”.

– “Ne yapayım Gül… Öyle ballandıra ballandıra anlatıyorsun ki… Hoşuma gidiyor işte senin orospulukların… Erkeklerin sana bakmaları, sikmek istemeleri, sikmeleri… Tahrik oluyorum.”

– “Hadi öyleyse… Madem tahrik oldun, değerlendir bakayım. Bir posta daha sik beni kocacım…”

Bekletmedi kocam, bacaklarımı aralayıp içime girdi, bir posta daha sevişti benimle….

Hafta sonu kahvaltıdan sonra sordum kocama,

– “Senin giymediklerini vereyim kapıcıya? Ne dersin?”

– “Verebilirsin ne istiyorsan karıcığım” diyerek muzip muzip gülümsedi… Kapıcının istedikleriyle kocamın benim vermeme izin verdiği şeyler konusunda şeytanca düşünceleri vardı, belli oluyordu.

– “Sen de seyredersin değil mi ?

– “Evet… Hem yardım etmiş olursun, çocuğun parası yok kerhaneye gitmeye…”

– “Bedava orospuluk mu yapayım?”

– “Sen kendin delirtmişsin çocuğu…”

Plan yaptık. Dekoratif büyük büyük seyyar aynayı yatağın çaprazına koyduk. Kocam da elbise dolabına girip kapağını hafif aralık bırakacaktı. Böylece odanın tamamını görebilecekti gizlendiği yerden… Hiçbir sahneyi kaçırmayacaktı.

Bacaklarıma ten rengi parlak ortası açık külotlu çorabımı giydim. Üstüne de yakası açık, kısacık mini elbisemi… Kapıcının düğmesine basıp işi bitince yukarı gelmesini söyledim. Fazla beklemeden kapının zili çaldı. Baktım, kapıcıydı. Sanırım koştura koştura gelmişti benim çağrımı duyunca… .

– “Gel içeri, şu kıyafetlere bakalım seninle…” dedim.

– “Enişte yok mu yenge?” diye sordu tutuk tutuk…

– “İşi var bugün eniştenin, sabahtan çekti gitti…” diyerek yatak odasına girdim. Odanın kapısında çekingen, utangaç bir tavırla duruyordu. “Durma öyle gel içeri, bak şunlara…” diyerek yatağın üstüne yığdığım kocamın kıyafetlerini gösterdim.

Fizik olarak kocamla hemen hemen aynı ölçülerdeydi. Yatağın yanına yaklaştı, kıyafetlere elini sürmeden bakıyordu. O bakarken ben de çekmecelere eğilip bakıyor, her çekmeceden bir iki parça daha çıkarıp yatağın üzerine fırlatıyordum. Her eğildiğimde mini elbisemin etekleri kalçalarıma kadar çıkıyordu.

Bacaklarımı, kalçalarımı sergiliyordum adama… Tuvalet aynasından onun hedefine kilitlenmiş aç gözlerini, pantolonun önünü okşadığını görebiliyordum. Eşya işini uzattıkça uzatıyor,

– “Şu alt çekmecede de bir şeyler vardı galiba…” diye diye domalarak aranıp duruyordum. Elime bir pantolon aldım. Ona uzatıp, “Bir dene bakalım olacak mı?”

Pantolonu alıp dışarıya çıkmaya davrandı.

– “Nereye gidiyorsun? Burada dene. Daha bir sürü kıyafet var. Yoksa her seferinde aşağıya gidip gelecek misin?”

– “Şey… Yenge… Ayıp olmasın diye yani…” diye kekeledi.

– “Bırak bunları canım… Kaç göç senin köyde kaldı. Plajda herkes mayoyla dolaşıyor. Ha denizde mayo, ha burada don, ne fark eder ki? Hadi bırak utanmayı falan da, dene şunu… Üstüne olanları al git. Akşama kadar oyalanmayalım bunlarla…”

Arkamı dönüp aranmaya devam ettim yine… Çocuk pantolonunu sıyırdı. Etajerin aynasından donunun önündeki kabarıklığı görebiliyordum. Epey iri bir şeye benziyordu. Sanki koca bir salatalık yerleştirmişti donunun içine… Kocamın pantolonu geçirdi sonra.

– “Sanki sana göre dikilmiş.” Dedim. Elimdeki başka bir pantolonu uzattım, “Bir de buna bak.”

Ayağındakini çıkardı, donuyla kaldı yine… Üstünde gömlek vardı. Pantolonu bırakıp kocamın gömleğini verdim.

– “Önce bunu dene… Bakalım gömlekler olacak mı senin bedene…”

Gömleği çıkardı, fanila vardı altında, onu da çıkarttırdım. Oldukça kıllı bir göğsü vardı. Bütün gün apartmanın işlerini yapmaktan kasları gelişmişti iyice… Vücut çalışanlara benziyordu üst kısmı… Pala bıyıklarıyla kaslı bedeni içimi titretti. Kendime gelmeye çalıştım. Üstüne atlayabilirdim her an…

Oyunu sürdürdüm. Gömleği tutup giymesine yardım ettim, o önümde donuyla dikilirken gömleğin düğmelerini ilikledim. Parmaklarım göğsündeki kıvırcık kara kıllara değiyor, içim bir hoş oluyordu.

– “Bu da tamam, çıkarabilirsin…” dedim. O gömleği çıkarırken ben yatağa oturdum. Mini eteğim sıyrılmıştı otururken, parlak çorabımın süslediği bacaklarım upuzun meydandaydı. Yatağın üstündeki giysilerden bir şort çekip aldım. Gömleği çıkarıp ayağında donuyla kalan kapıcıya uzattım.

– “Bunu dene.” dedim. Sesimdeki otoriter hava sözüme karşı gelinmesini istemediğimi anlatıyordu ona… Elimden aldığı şortu donunun üstüne giymeye davrandı. “İkisi de don zaten… Don üstüne don giyilir mi? Çıkar seninkini, şortu öyle giy…” dedim sertçe…

Bir an durup baktı, sonra utanarak altındaki donu sıyırdı. Şortu giyene kadar ben göreceğimi görmüştüm. Göz ucuyla gardrobun kapağının hafifçe aralandığını da gördüm. Kocam iyice görebilmek için bir parmak daha açmıştı gardrobun kapağını…

Kocaman, esmer teni gibi koyu renkte bir aleti, kocaman taşakları vardı kapıcının… Zenci siki gibi upuzun, simsiyah kılların arasında benim bileğim kadar vardı kalınlığı… Gözlerim faltaşı gibi açıldı aleti görünce… İster istemez ağzım sulandı, yutkundum. Elinde şort Tarzan gibi çırılçıplak önümde duruyordu.

Şortu ayağına geçirene kadar baktım gözümü ayırmadan… Ben baktıkça önündeki kalınlık da artmaya başlamıştı. Şortu giydi, o da tam oldu. Pantolon ve gömleği alıp odadan çıkmak istedi,

– “Kusura bakma yenge…” diyordu yine utanarak…

– “Nereye gidiyorsun, bırak elindekileri, şu şortu da dene bakayım…” dedim. Çekinerek,

– “Enişte falan gelir, yatak odasında rezalet çıkmasın.”

– “Korkmana gerek yok. Enişten de evde yok zaten, olsa da biz bir şey yapmıyoruz ki… Seni duyan da sikiştiğimizi zannedecek. Şimdi bunu giy hemen” deyip başka bir şort uzattım.

-“Estağfurullah yenge…” diyerek utana utana, biraz da kenar mahalle karısı gibi argo konuşmama şaşırmış vaziyette aldı elimden şortu…

Bacaklarımı daha da açtım. Görebildiği kadar görsün dedim içimden… Ben onun her yerini gördüğüme göre… Üstündeki krem renkli dar şort çok yakışmıştı esmer, kaslı bedenine… Hele önündeki kabarıklık… Nerdeyse dışarıya çıkacaktı, çadır gibi bir tümsek oluşmuştu.

– “Gel bakayım, yaklaş, belini düzelteyim, tam olmadı galiba bu sana…” diyerek yanıma çağırdım.

İki adımda yanıma geldi. Önümde durdu. Kapkara çakmak çakmak parlayan gözler, simsiyah gür saçlar, pala bıyıklar, etli kırmızı dudaklar, konuştukça ağzının içinde parlayan düzgün beyaz dişler, kaslı, kıllı, taş gibi bedeni… Kapıcının kaderi işte… Erkeklikte çevremdeki erkeklerin çoğuna on basar. Karayağız, yakışıklı piç…

Şortun önünden, lastiğinden tutup kendime çektim biraz daha… Yatakta oturduğum yerde bacaklarımı aralayıp iyice kendime yaklaştırdım. Bir terzi edasıyla şortun belini düzeltir gibi yaptım. Elim yanlışlıkla olmuş gibi önündeki tümseğe çarptı. Hafif eğiliverdi aniden elim sikine değdiğinde,

– “Ihhh…” diye istemsiz bir inilti çıktı dudaklarından… Kısık sesle,

– “Pardon…” dedim. Başımı kaldırıp gözlerine baktım. Dudaklarım aralanmış, istek dolu gözlerle bakıyordum dudaklarına… Elimi bu kez bilinçli olarak uzatıp önündeki tümseği yakaladım. Hafif sıkıp bıraktım. Konuşmadık hiç, birbirimize baktık. Mesajımı almıştı.

– “Off… Öyle güzelsin ki yenge…” deyip iki eliyle çoraplı bacaklarımı okşadı. Ben de şortun üzerinden sikini okşarken yavaş yavaş konuyu açtım,

– “Bak Hasanım… Bekar adamsın. Kadın parmağı görsen sikin kalkar, duvar kovuğunu bile sikersin. Benim de senden farkım yok. Enişten sikmiyor beni… Ben de açım. Bak, ikimiz burada yalnızız. Kimse görmez, etmez. Sen de ihtiyacını gör, ben de göreyim… Yalnız burda olanlar burda kalır, yoksa bana saldırdı der, rezil ederim seni… Kimseye anlatmak yok. Her şey aramızda kalacak tamam mı?”

– “Merak etme oh yengem… Kimseye anlatmam…” diyerek elini eteğimin altına soktu.

İyice araladım bacaklarımı… Külotlu çorabın ağındaki delikten çıplak tenimi buldu, amımın dudaklarını okşadı. Ben de ayağındaki şortun belinden tutup aşağıya sıyırdım. Bilek gibi alet dışarıya fırladı dimdik, taş gibi… Elime alıp okşamaya, ağzımı yaklaştırıp yalamaya, emmeye başladım. Ağzıma çıkarıp çıkarıp sokuyor, boydan boya yalıyor, arada konuşuyordum.

– “Siktigin başka kadın var mı bizim buralarda?”

– “Yok yenge.”

– “Bak dogru söyle. Genç adamsın, yalnızsın, nasıl yapıyorsun kadınsız, yalancı?”

– “İnan yenge yoktur. En son geçen sene genelevde bir kadınla beraber oldum. Ondan sonra da para biriktirmek için napayım, dergilere bakıp 31 çekiyom.”

– “Sadece dergilerdeki kadınları mı düşünüyorsun otuzbir çekerken?” Bir eli bacaklarımda, bir eli elbisemin dekoltesinden içeri girmiş, mememi avuçlamış, sıkıyordu. Siki ağzımda, zevkle inledim. “Ohhhh…”

– “Yok yenge… Geçen gün seni öyle cıbıldak gördüm ya… Aşada seni düşünerek otuzbir çektim. Çok acaip olmuştum, dayanamadım.” Sikinin gövdesine hafif ısırık attım, kıvrandırdım oğlanı….

– “Bir kere mi otuzbir çektin, yalancı?” dedim gülerek….

– “Ohhh… Issırma yenge… Çok güzel yalıyosun valla… Bi kere olur mu hiç? Her gece hayalimdesin sen… Her gece üç postam var sana…” deyince duramadım artık…

Elimdeki zenci sikini bıraktım. Telaşla elbiseyi üstümden çıkarıp fırlattım, yatağa uzandım. Külotlu çorap ayağımdaydı. Bacaklarımı araladım davet edercesine… Geldi, çorabın içindeki kırmızı ojeli narin ayaklarımı ellerine aldı, yalayıp öpmeye başladı. Zevkle inliyordum. Amım ıslanmıştı.

– “Demek beni düşünüp otuzbir çektin ha? Çok mu hoşuna gitti gördüklerin, anlat bakalım.”

– “Offf… Sorma yenge… Seni öyle yarı çıplak görünce… Bi de karşımda domalıp durunca… Her şeyini gördüm…”

Ayaklarımı bırakmış, çorabı yalaya yalaya yukarıya çıkıyordu. Biraz sonra pala bıyıkları ıslanmış amımı fırçalamaya, şapır şupur yalamaya başlamıştı. Kıvrandım yatakta… İnlemeye başladım.

– “Her şeyimi gördün ha? Neremi mesela? Neyimi gördün yaramaz? Çok mu beğendin?”

– “İşte… Her şeyini yenge… Amcığını gördüm… Kaymak gibiydi… Tam yalamalık, tam sikilmelik amın var yenge…”

– “Bak seenn… Tam sikilmelik ha? Hadi şimdi sikini bana dogru uzatarak yat. Ben de seni yalamak istiyorum.” dedim. Dediğimi yaptı. Başını benim araladığım bacaklarımın arasına gömerken, o da sikini bana uzattı.

– “Hmmm… Harika… Yalamaya devam et… Sakın durma…” diye emir verdim. Koca sikini yalamaya başladım ben de… “Kocaman sikin var canım… Nerde büyüttün bunu böyle?” dedim iştahla yalarken….

– “Seni görünce büyüdü işte yenge…”

Kesinlikle yirmi santimden aşağı değildi uzunluğu… Koca kafalı kalın sikini büyük bir iştahla yalıyordum. Siki kadar dili de kocamandı oğlanın… Köpeğin yalaktan su içtiği gibi şapırdata şapırdata yalıyordu amımı… Artık dayanamaz hale gelmiştim. Hem yalaşmalarımız, hem bir yandan erotik sohbetimiz bitirmişti beni… Sikini yalamayı bıraktım. Saçlarından tutup başını kasıklarımdan uzaklaştırdım. Uzun siki belinden tutup iki yana salladım,

– “Hadi, göster bakalım yengene… Sikilmelik amı nasıl sikiyorsun? Bu koca sikini geçir yengene… Hadi erkeğim benim…”

Yatağa iyice yerleşip çoraplı bacaklarımı araladım. O da bacaklarımın arasından yaklaştı. Kalkmış siki elime alıp, ağı açık külotlu çorabı sularıyla ıslatan amıma sürtmeye başladım. Sikinin şapkasını kabarmış klitorisime sürttükçe zevkten kendimden geçiyordum.

Sonunda kafasını deliğime dayadım. Oğlan da kalçasını ileri atıp itmeye başladı. Amımın dudakları geriliyordu koca alet girerken… Yavaş yavaş girdi. Belinden tutmuş, girişe kumanda ediyordum. Yarıya kadar girdi, ıslak amımda ileri geri hareket etmeye başladı. Daha tam yarısındayken kasıldı birden,

– “Geliyorum yenge…” diye inledi.

– “Sakın içime gelme.” dedim nefes nefese…

Son anda amımdan çıkarttı, kendini geriye attı. İlk fışkıran döller üstüme başıma, külotlu çorabın üzerine yağdı. Fırlayıp ağzıma aldığımda son püskürmeleri kapabildim. Bir güzel yalayıp yuttum spermlerini… Sikini temizledim, dudaklarımda kalanı da parmağımla alıp ağzıma soktum. Zavallı ben yaladıkça inliyordu. Çabuk gelmişti Abaza oğlan…

Kalktım, banyoya gidip üstümdeki tek giysi olan külotlu çorabı çıkardım. Oğlanın döllerini temizledim. Aceleyle tekrar yatak odasına gidip kendimi yatağa, koca yaraklı erkeğimin yanına attım çırılçıplak…

Oğlan sanki hiç boşalmamış gibi dimdik vaziyetteydi. Her yerimi öpüyor, yalıyordu. Pala bıyıkları dudaklarımda, boynumda, memelerimde, göbeğimde dolaştıkça ben zevkten kıvranıyordum.

Ben de doymamıştım daha… Elimle itip yatağa devirdim koca oğlanı… Üstüne tırmandım, koca sikinin üstüne oturdum. Alet amımı yara yara girdi içime… Kasıklarımız birleşene, alet dibime dayanana kadar hiç bitmeyecek sandım… Bacaklarımın arasında öyle bir kalınlık vardı ki… Sikinin üstünde oturup kalkıyor, şehvetle kıvranıyordum. Öyle ıslanmıştım ki, kalın alet içimde yağ gibi, yara yara girip çıkıyordu. Zevkten kendimi kaybettim sanki… İnliyor, feryat ediyordum.

– “Offf… Harika… Harika… İçimi doldurdu yarağın… Ooohhh… Erkeğim benim… Devam et… Sik beni… Geçir sikini yengene… Canım benim… Ohhhh…”

Belimden tutmuş, indirip kaldırıyordu hınzır… Ben alçalmaya başladığımda tutup aniden çekiyor, küt diye yarağı vajinamın dibine gömülüyordu.

– “Sikim hoşuna gitti mi yenge? Güzel mi sikimi yemek? Ohhhh… Senin amcığın harika yenge… Girdikçe giresim geliyo… Ohhhh…”

Üstünden indim. Kocaman kara şey amımın sularıyla pırıl pırıl parlıyordu. Aceleyle domaldım, kalçalarımı sallayıp erkeğimi çağırdım yanıma… Hemen geldi. Kalçalarımı okşadı… Titriyordum.

– “Mmmm… Yala biraz… Dilini hissedeyim amımda…” diye inledim.

Başını arkama gömdü. O uzun ıslak diliyle yine köpek yavrusu gibi arkamdan amımı götümü yaladı şapırdatarak…

– “Hadi geçir şimdi yarağını… Amıma sok…” dedim iştahla…

Belimden tutup koca sikini dayadı arkamdan… Büyük başı kapıma dayandı. Ben bacaklarımı aralayıp girmesi için beklerken o bir anda tutup dibime kadar gömüverdi kocaman aleti… O kadar ıslanmış, o kadar kayganlaşmış olmasına rağmen koca alet lap diye girince gözlerimde şimşekler çaktı birden…

– “Ohhhhh… Aahh… Yavaş hayvan… Deldin… Deldin içimi… Koca yarağın ağzımdan çıkacak sandım… Oohhhhh… Sik… Geçir… Düz beni… Düz koca yarağınla… Köküne kadar geçir… Acıma bana… Becer beni… Oohh… Aahhh…” diye inleyip feryat ettikçe çocuk ta zevkten daha da hızlanarak sikiyordu.

Gardropta fare gibi gizlenip bizi izleyen kocamın gözü önünde acımadan, hırpalayarak amıma koyuyordu. Pezevenk kocam da şu anda mutlaka eli sikinde, bize bakarak otuzbir çekiyor olmalıydı…

Kocam aklıma gelince daha da azdım, aldığım zevk daha da arttı. Hem arkamda beni koca yarağıyla siken erkeğime, hem gardropta bizi seyreden kocama ziyafet çekiyordum. Kocam duysun diye, arkamdakini daha da azdırayım diye inlemelerimin dozunu iyice arttırıyor, abartıyordum.

Sonunda zirveye vardım. Titremeye, kasılmaya başladım. Ben kasıldıkça içimde gidip gelen kalın aleti de sağıyordum. Oğlan da dayanamadı, bağırmaya başladı. O orgazm fırtınası arasında nasıl akıl edebildiysem bağırdım,

– “Çıkar… Çıkar çabuk… İçime attırma…”

Kahretsin… İçime boşalmasını istiyordum deli gibi, ama hamile kalmaktan da aynı derecede korkuyordum… Bundan sonra mutlaka önlem almalıydım. Hap, spiral, neyse… Yaşadığım zevki dibine kadar yaşamalıydım. Son anda içimden çıkması zevkimi yarım bırakıyordu.

Bağırmam üzerine aniden, ilk girişi gibi hızla, lap diye çıkardı içimden… Şişe mantarı çıkarken çıkan sesin aynısıydı. Amımda bir boşluk oluştu sanki… Yüzükoyun kendimi yatağa attım. Orgazm kasılmalarım hala devam ediyor, zevkimi arttırmak için bacaklarımı sımsıkı birleştirmiş, yatağın üstünde kıvranıp duruyordum.

Kapıcının amımdan yeni çıkmış, sularımdan ıslanmış kaygan sikini sıvazlarken çıkan şakırtıyı duydum. Amımda başlayan boşalmasını dışarıda eliyle devam ettiriyor, arkamda otuzbir çekiyordu. Sırtımda, belimde, kalçalarımda fışkıran döl damlalarının sıcaklığını duydum.

Kocam da gardrobun içinde boşalmış olmalıydı. Bu kadar da dayanamazdı çünkü, biliyordum. Mutlulukla gülümsedim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir