Üvey Kızımı Arabada Molada da Gelinimi Siktim!

O sabah İzmir’deki Doktordan randevu saatinin hemen ertesi güne alındığını öğrendiğimizde, gün boyu apar topar hazırlanıp, gece saat 22:00 gibi Ankara’dan İzmir’e doğru yola çıktık. Arabayı yaşlıca olan şoförüm kullanıyordu, yanında karım. Arkada solda gelinim, yanında yani ortada kaynanam, en sağda da 16 yaşındaki üvey kızım Sinem ve ben. Doktordan sonra yazlığa gitmeye niyetlendiğimizden, Sinem’le kucak kucağa idik. Kaynanam, arkada, ortada oturmayı sever. Hem yolu görüyor, hem ayakları rahat ediyormuş. Hanım, uzun yolda şoför uyumasın diye ve arkada dört kişi oturmaktan kurtulmak için önde. Sinem’le ben zaten oldum olası iyi uyuşup anlaştığımız için, biz de memnun olarak arkada, sağda yerimizi kabullendik.

Polatlı’yı geçip, Sivrihisar’a doğru yol aldığımızda, karım, gelinim ve kaynanam çoktan horlamaya başlamışlardı bile. Sinem şoförle ordan burdan saçma sapan konuşuyor, el kol hareketleri yetmezmiş gibi kucağımda da hop oturup hop kalkıyor, bir o yana bir bu yana, kendini bir sağıma bir soluma, bir ayaklarımın arasına yerleştiriyordu. Ben de farkında olmadan ellerim belinde, göbeğinde ona yardımcı oluyor, rahat etmesi için çaba harcıyordum. Aynı zamanda (Ne yapıyor bu kız? dememe kalmadı), sikimin kabarıp, sıkışıp beni rahatsız ettiğini fark ettiğimde, Sinem de bir anda sessiz kalıp, götünü iyice sikime bastırmaya başladı.

O zamana kadar aklımdan geçmeyen bir sürü düşünceler, görüntüler birbiri peşine beynime yığılmaya başladı. Şimdi, üvey kızım Sinem kucağımda kendisini bana ittirir, yaslarken ister istemez bir sürü duygular uyandı. İlk aklıma gelen, Sinem’in amcığı, bir de götü oldu.

Kaynanam uyanmasın diye, sol elimle Sinem’in belinden kavrayıp, biraz yukarı alıp, sağ elimle de pantolonumun içinden sikimi sıkıştığı yerden kurtarıp, göbeğime yaslatıp rahatlamıştım. Sinem, güya şoförle konuşmak için öne eğilip, sikimi götünün arasına denk getirdi. Üstünde, pek de uzun olmayan, etek vardı. Pantolon giymemişti. Yola çıkmadan kimin nerede oturacağı tartışılmıştı. Kerata, tahmin ediyorum, bütün bunları hesaplamış, özellikle pantolon giymemişti. Böyle düşününce, daha bir heyecanlanıp, sikim daha bir sertleşti. Sinem de artık çekinmeden götüyle iyice sikime baskı yapmaya, götünü sikime sürtmeye başladı. Ben, Sinem’in bu hareketleri bilinçsizce yaptığını düşünürken, o andan itibaren kasıtlı yaptığını ve zevk aldığını anladım. Sinem üvey kızım, ama benimkisi de nefis yani! Üstelik ikimiz de zevk alıyorduk bundan, aramızda hiç konuşmadan, ikimiz de bundan fazlasını istiyorduk …

Uzun süre nefsimle mücadele ettikten sonra, nefsime yenildim ve daha ileriye gitmeye karar verdim. Sinemi sol elimle belinden kavrayıp, yukarı kaldırdım, pantolonumun fermuarını indirdim, zor da olsa sikimi dışarı aldım. Bu arada Sinem benim zorlamama meydan vermeden kendini yukarı çekip bekliyordu. Eteğini kaldırıp külodunu aşağıya sıyırdım. Üvey kızımın küçücük göt deliği ve hemen atında bir çizgi gibi birleşmiş amcık dudakları, sikimin bir karış yukarısında bütün ihtişamı ile duruyordu. Baktım ağzımda tükürük kalmamış, çok heyecanlanmışım. Avucumu Sinem’in ağzına uzattım, kulağına fısıldayarak, “Bolca tükür avucuma!” dedim. Hem sikimi, hem onun göt deliğini iyice ıslattım. “Yavaş!” dedim, yavaş yavaş sikimin başını götünün deliğine denk getirip, Simem’i oturtmaya başladım. Bir süre sonra kendisi küçük küçük zorlamalar, bastırmalarla, acısını ayarlayarak sikimin başına oturmaya başladı. Bu arada yine saçma sapan konuşuyor, zırvalıyordu ama, garip kaçmıyordu. Şöyle bir etrafa göz attım, her şey yolunda gibi görünüyordu. Gelinim, kaynanam ve karım uyuyorlardı. Şoför de zaten hem yolla hem Sinem’in çenesiyle meşguldü.

Ben Sinem’den daha çok zorlanıyordum. Her an patlayabilirdim. gaziantep escort Zamansız gelmemek, boşalmamak için kendimi epeyi zorladım. Hatta bir ara ödenmemiş çekleri borçları düşünerek kendimi tutmayı, boşalmamayı becerdim. Sinem halen küçük küçük bastırmalarla başını içine almaya çalışıyordu. Heyecandan tükürüğüm nasıl yok olduysa, şimdi de bir anda ağzımın suları dolmaya taşmaya başladı. Hemen tekrar bolca Sinem’in götünü ve sikimi ıslattım. Belinden hafif hafif bastırmalarla ona yardımcı oluyordum. Sinem Şöföre durmadan masal anlatıyor, anlattıklarını da seslendiriyor, “Oooovvv…, Ahhhhh…” gibi sesler çıkarıyordu. Bir ara kuvvetlice “Ahhh!” çekip, başını içine almayı başardı. Bu arada gelin ve kaynanam uyandı tabii. Ne oluyor der gibisinden bakındılar. Sinem hemen, “Masal anlatıyorum Anneanne!” dedi. Gelinimle kaynanam yeniden uyumaya koyulunca, Sinem başladı sikimi kaydıra kaydıra götüne almaya. Köküne kadar oturduğunda, sanki anlattığı masalın Ohhhh’larını anlatır gibi derin bir “Oooohhh!” çekti. Doğrusu şaşırdım kızın bu oyunculuğuna.

Ben sırtımı arkaya vermiş, sikim dibine kadar gaziantep escort bayan üvey kızımın götünün içinde, öylece oturuyorum, bir elimi eteğinin altından amına atmışım, klitorisini okşuyorum. Sinem çok küçük hareketlerle, aşağı yukarı inip çıkmaya başladı. Bu arada biz de neredeyse Afyon’a geldik geleceğiz. Gerçi var daha biraz ama, alışkanlık, durup çay molası v.s. vereceğiz. Ben de alttan hafif hafif pompalamaya başladım. Sinem iyice alıştı, inip çıkmaya başladı sikimin üstünde. Ben artık kendimi koyverdim, ne olacaksa olsun deyip, Sinem’in belinden göbeğinden sarılıp onu üstümde at gibi hoplatmaya başladım. Bir anda şiştim ve patladım. O da aşağı yukarı aynı zamanlarda sarsılıp kasılmaya başladı ve elime boşalarak rahatlayıp durdu. Uzunca bir süre öylece bekledik. Benimki yavaş yavaş götünün içinde inmeye, küçülmeye başladı. Sinem kendini kurtarıp, külodunu çekti. Ben de sikimi pantolonumun içine, yerine oturtabildim.

Tam da bu durumda gelinim kaynanamın arkasından elini uzatıp, omzumu dürterek, bana, ‘Seni seni!’ der gibi işaret parmağıyla işaret yapmaz mı! ‘Anlamadım, ne diyorsun?’ der gibilerden göz kırptım. O da ne? Gelinim iki parmağının arasından baş parmağını geçirip (çomak işareti yapıp), yumruğunu yüzüme doğru sallamaz mı? Başımdan kaynar sular döküldü. Gelinim anlamıştı durumu. Nasıl anladı, gördü mü, görmedi mi, bilmiyorum ama, olanın bitenin farkındaydı. Ben de hemen işaret parmağımı dudaklarıma götürüp ‘Sus, aman kimse duymasın!’ anlamında işaret ettim. Gelinim başını salladı, ‘Merak etme!’ der gibilerden. Ama, eliyle kendisini göstererek avucunun içiyle de memelerine doğru işaret etti. Anlamıştım, demek gelinim de istiyordu! Vay orospu vay dedim içimden. Güldüm, göz kırptım, başımla onayladım. Gelinim de güldü, dudaklarını diliyle yaladı, bakıştık, anlaştık. Üvey kızım kucağımda, gelinim de kaynanamın arkasından elini uzatmış, çaktırmadan ensemi boynumu, saçlarımı ve kulak mememi okşayarak, Afyon’a kadar geldik.

Afyon’da mola verdiğimizde herkes hemen tuvaletlere seğirtti. Ben tuvalette külodumu çıkardım, cebime koydum. Temizlendim. Millete yiyecek içecek bir şeyler ısmarladım. Bir çay içip, şöyle biraz ayaklarımı rahatlatacağımı, yürüyeceğimi söyledim. Gelinim hemen, “Ben de geliyorum baba!” dedi. Aslında üvey kızım gelmek istiyordu o yürüyüşe, ama gelinim erken davranmıştı. Gelinimle dışarı çıktık. Tesisin ışığının aydınlatamadığı koyu karanlık bir köşeye doğru yürüdük. Hiçbir şey konuşmadan hemen gelinimin beline sarılıp, kendime çekip, dudaklarını ağzımla kapattım. Dilim ağzının içinde yılan gibi kıvrılıyordu. Gelinim kendisini toparlayamadan inlemeye, kıvranmaya başladı. Gelinim de aç kurtlar gibi öpüşlerime karşılık veriyordu. Fermuarımı açtım, sikimi çıkardım, “Seni de götünden sikeceğim, alabilecek misin bakalım, benim güzel gelinim?” dedim. Gelinimin, “Hiç durma, o orospu kızını nasıl siktiysen beni de hemen şimdi götümden sik!” diye sokak ağzıyla argo konuşması beni iyice alevlendirdi. “Al, nasıl istiyorsan kendine göre hazırla bakalım!” dedim. Daha o sikimi eline alıp ağzına sokmadan kazık gibi oluverdim. “Hadi bakalım orospu, iyice bir yağla tükürüklerinle, yoksa senin o götünü kuru kuru bağırta bağırta sikerim!” dedim. Sikimi ağzına alıp iyice hazırladı.

Gelinimi domalttım, eteğini beline toplayıp, külodunu indirdim. El yordamıyla götünün deliğini bulup, sikimi deliğin ağzına yerleştirdim, belinden kendime çekerken yüklenmemle başı içine girmişti. Gelinimin ağzından “Iıhhh!” diye sessiz bir çığlık çıktı. Biraz bekleyip iyice yüklendim. Gelinim de hepsini içine almıştı artık. “Al bakalım benim orospu gelinim, çok mu merak ettin babanın yarağını, ye bakalım!” diyerek sikiyordum gelinimin götünü. Gelinim de, “Buldun buz gibi götü, sik bakalım. İlk> sen bakıyorsun tadına, nasıl beğendin mi götümü?” diye sordu. “Harika götün varmış!” diyerek pompalamaya devam ediyordum. Gelinim inleyerek, “Amıma da sok, bir amımdam bir götümden sik beni!” diye kıvranıyordu. “Sen neymişsin yavrum benim, yoksa oğlan yetmiyor mu, beceremiyor mu seni, iyi sikemiyor mu?” dedim. Gelinim de, “Önce bir kaldırabiliyor mu diye sorsana! Kalkmayan sikle beni nasıl siksin?” dedi. “Vay benim aç gelinim vay, bundan sonra seni de ben doyururum, merak etme!” derken götüne giriş çıkışlarım hızlanmış, yarağım iyice şişmiş, patladım patlayacağım.

Gelinimin götünden çıkarıp amına soktum. Birkaç Git Geld’en sonra ben çeşme gibi amına boşalırken, gelinim de aynı anda sarsılarak, kıvranarak boşalmaya başladı. Sikimi amından çıkardığımda hemen döndü ve ağzına aldı, bir güzel yaladı temizledi. Dudakları dudaklarımı bulduğunda diliyle sanki ağzımı sikiyordu. “Doymadın değil mi orospu gelinim benim?” dedim. “Doymadım tabii!” dedi. “Merak etme güzelim, yazlıkta seni doyuracam, şimdi fazla gecikmeden bizimkilerin yanına gidelim hemen!” dedim. Giderken gelinim, “Oh ne güzel, İzmir’e kadar yine Sinem’i sikeceksin!” dedi. “Çeşme miyim ben? Zor biraz!” dedim. Gelinim de, “Var mısın iddiaya, sen istemesen bile Sinem seni uyandırır ve kendini siktirir sana. O ne orospu o, bilmezmiyim! Bulmuş böyle bir fırsat, kaçırır mı orospu? Keşke Sinem’le ben yer değiştirebilsem!” dedi. “Vay azgın gelinim, merak etme ileride seninle güzel sikişmelerimiz olacak!” deyip yatıştırmaya çalıştım gelinimi.

Yanlarına vardığımızda bizimkiler yemeklerini daha yeni bitirmişler, şoförle birlikte alış verişe çıktılar. Bu arada ben de ayaküstü duble porsiyon kaymaklı ekmek kadayıfını bir güzel mideme indirdim. Yetinmedim, böyle durumlar için hep yanımda bulundurduğum o meşhur güçlendirici haplardan hemen bir tane yuttum.

Arabaya yine aynı nizamda oturarak yola koyulduk. Herkes molanın verdiği uyanıklıkla, şarkılar vs. söyleyerek neşeli bir şekilde yol aldık. Kısa bir süre sonra karımla kaynanam yine horlamaya başladılar. Ama bu kez gelinim uyanıktı. Ara sıra göz göze geliyor, gözlerimizle sanki sevişiyorduk. Sinem kucağımda etrafa şöyle bir göz attıktan sonra elini eteğinin altından uzatıp sikimi bir yokladı. Fermuarım açıktı. Fark etti, elini soktu, külodumun olmadığını anladı, eliyle sikimi bulup, başladı oynamaya. Ben de eteğinin altına elimi uzattığımda onun da (molada, tuvalette) külodunu çıkardığını anladım. Baba kız külotsuzduk. Elimle amcığını karıştırmaya, sıvazlamaya, okşamaya başladım. Sikimi çıkarıp, bacaklarının arasına aldı, amcığına badana yapıyor, fırça çekiyordu. Benim sikim de kıvama gelmişti yine. Kulağına eğilip, “Sakın önden içine alma!” dedim. Duydu mu, duymadı mı, anladı mı, anlamadı mı bilmiyorum ama, sanki atına binmiş de, üzerinde rahvan gidiyormuş gibi tempolu bir ritmle boyuna fırça çekiyordu.

Şeytana pabucunu ters giydirir benim bu üvey kızım olacak orospu, elini ayağımın dibinde duran çantasına atıp, (demin Marketten alışveriş yaparlarken kimseye sezdirmeden almış olduğu) bebe yağını çıkardı verdi bana ve avucunu açtı! Avucuna biraz bebe yağı döktüm, götünün o şahane kara deliğini bir güzel yağladı. Sonra elinde kalan yağı da sikime sıvazlayarak sürdü. Bebeyağını çantasına geri koydum ve sikimi elimle götünün deliğine ayarlayıp yavaş yavaş sikimin üzerine oturtmaya başladım. O da kendini bastırarak, ilk sefere göre daha kolay ve kaygan bir şekilde hepsini içine aldı. Yine derin bir “Ohhhh!” çekti ama bu seferki sessizdi. O sırada gelinime baktım, eliyle zafer işareti yapıyordu, göz kırptım ve gülümsedim. Sinem yavaş tempo ile kalkıp oturarak yarağımı götünün içinde milim milim hissetmek ister gibi inip çıkıyordu. Artık öyle hemen boşalmazdım, boşalacağımı boşaltmıştım zaten. Şimdi üvey kızımın o şahane götünün, ben de milim milim tadına varıyor, keyfini çıkarıyordum.

Benim, bir şeyden anlamaz zannettiğim üvey kızım sanki kırk yıllık siktirici gibi, değme orospulara taş çıkartıyordu. Taa sikimin başına, şapkasına kadar götünden çıkarıyor, sonra tadını ala ala dibine kadar içine alıyor, alırken de büzüğünü sıkıp sıkıp gevşeterek beni delirtiyordu.

Gelinim kendisini arkaya vermiş, gözleri kapalı, eli önünde, büyük ihtimalle masturbasyon yapıyor, kendi kendini tatmin ediyordu. Sinem sikimi götünden çıkararak tekrar bacaklarının arasına alıp, badana fırçaya devam ediyordu. Ben zevklerin birinden öbürüne geçiyordum, elimin biri amcığında, öbürü memelerinde, hafif hafif yoğuruyorum. Sinem dayanamayarak, kendisini ve başını geriye atarak dudaklarını dudaklarıma doğru uzatmaya çalıştı. Artık film kopmuştu, o hokka dudaklarını dilimle aralayarak ağzının içinde dilleşmeye başladık. Bir yandan kaynanam uyanmasın, bir yandan aman şoför bir şey fark etmesin diye kendimi kontrol ederken, Sinem’in neler yaptığının farkında olmadım. Biz öpüşür, dilleşirken, bir anda sıcacık, daracık bir kuyuya girdiğimi, kaydığımı fark ettim. Anladığımda iş işten geçmişti. Üvey kızım kendisini bana bozdurtmuştu. Artık kadındı!

Kulağına, “Na’ptın sen?” diye sessizce ve biraz da kızgınlıkla fısıldadığımda, “Karışma bana!” diyerek, az önce götüne aldığı gibi, şimdi de yavaş yavaş oturup kalka kalka, amcığına alıyordu. Kendisini iyice öne alarak, yediğinin tadını çıkarmaya çalışır gibi temposunu ayarlayarak yarağımın üstünde gidip gelmelere başladı. İçinde ilk kez duyumsadığı aletle sanki müzik çalıyor, raks ediyordu. Ama, tüm bunları az hareket, çok yoğun hissetmelerle yaptığı için daha fazla dayanamayarak, sessiz kalmaya çalışarak, bitmek bilmez kramplar halinde amından ilk orgazmını yaşıyordu.

Ben cebimden külodumu çıkardım, sikimin ve Sinem’in amının sularını ve kanlarını sildim tekrar cebime koydum. O da çantasından pedlerini aldı, bir kez de kendisi sildi, temizledi. Sonra sağ bacağıma oturarak, sırtı kapıya doğru, bana yan dönüp sol kolunu boynuma attı, ben de belinden sardım, başı omzumda, uyuyan baba kız tablosu olduk. Beni sik halen kazık gibi meydanda, gelin eğilip (ağzının suyu akarak) bakıyor, Sinem elini atmış sıvazlıyor, ağzı boynumda, dudaklarıyla küçük küçük, kulağımı boynumu gıdıklıyor, öpüyor, dilliyor. “Yapma, uyu artık!” diyorum, “Canavar uyanık ama!” diyor, devam ediyor. Hep fısıl fısıl sessiz konuştuğumuzdan, o da ayrı bir heyecan ve haz veriyordu. Sinem’e, “Gelin biliyor, fark etti!” dedim. O da, “Biliyorum, ben de epey zamandır farkındayım, çok da hoşuma gidiyor aslında onun bizi izlemesi!” demez mi! Vay orospular vay, ben de kendimi uyanık, cingöz biri sanırdım güya. Gelin de, kız da çoktan Üsküdar’ı geçmişler de haberim yok.

“Hadi toparlanalım artık, dinlenelim biraz!” dedim. Ama Sinem sikimi sıvazlamaya devam ederek kulağıma, “Tamam toparlanacam, fakat önce son birkez amımdan sikeceksin ve içime boşalacaksın!” diye tehditkar bir şekilde emrivaki yaptı. (Vay anasını, ya ben şimdi bugün böyle orospu yaptım bu kızı, ya da zaten iyice kaşarmış! deyip) tekrar Sinem’i kucağıma oturttum. Anında amına aldı orospu. Çok değişik duygular heyecanlar gidip gelmeler arasında artık ben de dayanamadım, 15-20 dakika Git-Gel’den sonra amının içine çeşme gibi akmaya başladım. Boşaldım ve rahatladım. Sinem, sikim içinde inene sönene kadar amıyla hareketlerine devam etti ve kendisi de orgazm olup boşaldı. Sonra yine çantasından aldığı pedleriyle temizlendi ve sikimi de bir güzel temizledi sildi, pantolonumun içine yerleştirdi. İkimiz de toparlanarak, tekrar uyuyan Baba-Kız tablosuyla sabahın erken saatlerinde İzmir’e vardığımızda kafamda tek şey vardı: Çeşme’de yazlıkta, gelinim ve üvey kızımla yaşayacağım yeni maceralar…

Evli Çiftin Hayalleri

Merhaba arkadaşlar hikayelerimi beğeninizden dolayı hepinize teşekkür ediyorum.Mesajlaştığım arkadaşlardan gelen yoğun baskı ve istek nedeniyle hem onların isteklerini gerçekleştirmek hemde kendi adıma yazmak için fırsat kolladığım Ayfer ve Hasan çifti ile olan anımı yazmak istiyorum.Bu yaşanmışlıkta ki olayların sitede yazıştığım bir çok arkadaşla sohbet esnasında da bana sorulduğunu fark ettiğim için giriş kısmını tüm detayıyla yazacağım ki yazıda kendini gören arkadaşlar daha da iyi olaya hakim olabilsinler…

İşlerimden fırsat bulup chat kanalına girdiğim sırada Hasan ile tanıştık.Kendisi chat nickimi ilginç bulup yazmaya başladı.Hasan 31 yaşında evli ve evlenmeden önce 3-4 kez pasif olarak ilişki yaşamış ama evlenince bu hayattan uzak kalmış biriydi.İçinde hala pasif olma arzusunu barındırsa da bunu eşinden gizliyordu.Güzel bir sohbetin ardından birbirimiz ile ilgili bazı şeyleri öğrenmiş gecenin sonunda ise teşekkür ederek vedalaştık.Aradan geçen 5 gün sonunda yine chate girdiğim an benim nick name ime benzeyen birinden mesaj geldiğini fark ettim.Mrb nasılsın vs lerden sonra karşımdaki kişinin Hasan olduğunu anlamam uzun sürmedi.Nerelerdesin faslının ardından sohbe-
timi özlediğini ve bana anlatmak istediği bir çok şeyinin olduğunu söylemesiyle hasana zamanımın olduğunu ve yardımcı olabileceğim bir şey varsa bunu esirgemeyeceğimi söyleyince çok mutlu oldu.

Hasan içe kapanık biri olduğu için önce kocaeli escort yüzeysel olarak evliliğinden; eşiyle olan ilişkisinden bahsetmeye başladı.Bir önceki yazışmamız da bu sitedeki hikayelerden bahsetmiş eğer hoşuna giderse okumasını tavsiye etmiştim.Hasan önce hikayelerimi beğendiğini özellikle evli çift hikayelerinde kendini gördüğünü ve okurken aşırı derecede tahrik olduğunu yazdı.Ben de normal şeyler bunlar; kasma kendini herke-
sin gizli kalmış fantezileri, gerçekleştiremediği hayalleri vardır deyince Hasan buna istinaden ağzındaki baklayı çıkarıp eşinin ondan habersiz bu tür sitelere girdiğini ve ara sıra geçmişte cock old yada evli çift hikayelerini okuduğunu bununla ilgili olarak neler yapması gerektiğini sorunca önce birşey diyemedim.Bunun nedeni hasanı yazacaklarımla üzmek istemememden kaynaklanmıştı.Bir süre normal olarak görmesini bazı hanımların eşlerinden gizli olarak bu tür hikaye, yazı yada daha ileri gidip video benzeri şeyleri okuyup izlediğini bundan aksi birşey çıkarmanın yanlış olacağını yazdım.

Hasan yazdıklarımdan pek tatmin olmamıştı ve içini kemiren o soruyu sonunda pat diye yazmıştı.Acaba eşim beni aldatıyormu?… Sadece siteye giriyor diye seni aldatıyor diyemezsin ; belki farklı türden ilişki arıyor ve sana söyleyemediği için bu tür sitelere giriyor deyince biraz duruldu.Peki sen eşine yetebiliyormusun; onun zevk aldığına emin olabiliyormusun beraber olduğunuz da deyince Hasan biraz deneyimsizliğini öne çıkartıp o benden daha iyi sexte hem penisim de onu doyurmaya yetecek büyüklükte değil bu yüzden de sanırım zevk almıyor diye cevap verdi.Ara sıra anal ilişki bile istiyor ama ben her kocanın istediği deliğe sahipken bile maalesef zevkle sikemiyorum.Ardından eşiyle yaşadıklarını detaylıca anlatınca bence sorunun Ayferde değil Hasan da olduğu ortaya çıkıyordu.Sonucta bana anlattığı kadarıyla geçmişinde bir çok erkek arkadaşı olmuş ve evlendiğinde bakire olmayan bir bayanla hayatında ilk defa kızla beraber olmuş bir erkeğin evliliğinde baskın taraf bayan olacaktı ve onlarda da bu olmuştu.Ayferin sexte dominant olup olmadığını sormamla Hasan yine beni yanıltmayarak kesinlikle eşim yönetiyor ve bende elimden geldiğince ona ayak uydurmaya çalışıyorum ama sanırım bunu da beceremiyorum diye üzüldüğünü anlayınca ona işe yarayacak ip uçları vermeye başladım.

Aslında bana yazmadığı daha farklı şeyler de var ama acil çıkması gerektiğini söyleyip skype ekleyip sohbeti bitirdik.Cumartesi günü olduğu için iş yerine geç gitmiştim.Skype ı actığımda Hasandan gece 4 te gelen uzun bir yazıyla karşılaştım.Öncelikle dün yazamadığı şeyleri paylaşmıştı. En can alıcı olanı ise eşinin 69 pozisyonunu çok sevdiğini ve bir gün 69 yaparken Hasanın deliğine inip yalayınca Hasanın inlediğini ve eşinin bunu fark etmesiydi.Gece eşiyle detaylıca konuştuklarını ve sanırım sorunun nedenini de ve çözümünü de bulduğunu yazınca sevindim açıkçası.Cevabım ise sadece umarım güzel zamanlarınız olur hayatın ve yatağınızın tadını doyasıya çıka-
rırsınız oldu.Bu cevabıma direkt olarak “Seninle daha da zevklenecek ve renklenecek izmit anal yapan escort Fırat bey” cümlesi olunca ilk başta olayı anlayamadım.

Nasıl yani dememle; diyorum ki senin bize katılmanla bende Hasan da çok mutlu olacağımıza karar verdik peki sen buna ne dersin? yazan bir cümleyle karşı karşıyaydım.Kısa bir şokun ardından yazıştığım kişinin Ayfer olduğunu anlamam uzun sürmedi.Ayfer sen misin? diye sordum.Evet kocama özgüven verip benimle konuşmasını sağladığın için hem ben hemde yanımda duran kocacığımda sana çok teşekkür ediyoruz Fırat deyince; asıl ben mutlu oldum sorunun çözümünü bulduğunuz için.Hasan kendini çok kötü hissediyordu ben sadece deneyimlerimden gelen şeyleri paylaştım faydası olduysa ne mutlu bana yanlız adımı nereden biliyorsun ki diye sorunca Ayfer gülen bir yüz yapıp hikayelerinden diye yazdı.Müdavimlerinden biriyim bende ve evli çift hikayelerine bayılıyorum deyince teşekkür ederim mahçup ettin beni diye cevapladım.

2-3 saat boyu güzel bir sohbetin ardından akşam kamerada karşılıklı görüşmek üzere vedalaştık.Bana gönderdikleri resimden Ayferi çok çekici bulmam ve karşımdaki çiftten buluşma talebi nedeniyle heyecanlanmıştım.Sözleştiğimiz saatte pc başına geçip kısa bir yazışma-
nın ardından Ayferden gelen görüntü talebiyle çok mutlu olmuştum.İlk görüntü çok keyif vericiydi Ayfer resimlerinden daha güzel bir bayandı.Hasan ise çekingenliğini atamamış bir şekilde bana bakıyordu.1 saat kadar görüntülü sohbetin ardından Ayfer madem herşeyi konuştuk o zaman neden bekliyoruz bence bir an önce bu buluşmayı yapalım deyince ben siz bilirsiniz ne zaman derseniz ben kendimi ayarlamaya çalışırım diye söyledim.Ayfer bu cevabıma çok sevindiğini belli ederek Hasana dönüp ne dersin aşkım yarın bütün gün evdeyiz nede olsa eğer Fırat içinde mahsur yoksa bu işi hemen gerçeğe dönüştürelim deyince Hasan da eşine onay verip Olurmu Fırat diye bana pası attı.Bu kadar çabuk olacağını tahmin etmemiştim ama benim içinde uygundur sabah kahvaltıdan sonra çıkarım yola diye cevapla-
yınca Ayfer önce sevindim buna ama madem kahvaltı yapalacaksın neden onuda beraber yapmıyoruz ki deyince birşey diyemedim.Ayfer saat 11 de burada ol Fıratcığım sana paşa sofrası kuracağım deyince teşekkür edip vedalaştık.

Gece heyecan etkisiyle uyku gelmiyordu bir türlü.Zar zor uyuyup sabah erken kalkıp hazırlığımı yapıp yola çıktım.Verdikleri adrese geldi-
ğimde hasan beni bekliyordu. Aracı park edip evlerine doğru ilerlerken 2 mizde heyecanımızı belli ediyorduk. Hasan a dönüp bir sıkıntı varmı Hasan varsa şuan geri dönebilirim seni zor duruma sokmak istemiyorum dememle Hasan gülümseyerek sen evliliğimi kurtaracaksın delimisin? içimdeki şeyleri sayende eşimle paylaşma fırsatı buldum ve bundan dolayı çok mutlu oldum.Yanlız senden birkaç şey isteye-
ceğim deyince buyur dedim. Biliyorsun chatte sana pasif olma arzumu paylaşmıştım eğer kabul edersen eşime çaktırmadan benimle de sex yapmanı istiyorum ayrıca eşimin amından süzülen döllerin tadını almayıda hep içimde düşlemiştim deyince merak etme bunu zaten isteyeceğini düşünmüştüm ve bir şeyler ayarlarız.Sonuçta sen sexe katılmayacaksın Ayfer ilk seferde izleyeceğini söylemişti.İşte bu nokta can alıcı olacak ve Ayfer hissetmeden ben seni olaya sokacağım deyince gözleri parladı.

Aklını kemiren olayı da halledince Hasan gülümseyen bir ifadeyle hızlıca eve doğru yürümeye koyuldu.Kapıyı açtığında Ayfer bizi karşıladı.Gerçekten çok alımlı hafif balık etli kendine bakan bir bayandı.Nazikçe tokalaşmak için elimi uzattığım da Ayfer hiç bekleme-
diğim bir şey yaparak beni kendine çekip dudaklarıma bir buse kondurup kulağıma doğru başını uzatıp “Hoş geldin sikicim” diyerek kulak mememi hafif ısırdı.Bu kadının ateşi daha şimdiden iliklerime işlemişti.Elimden tutup beni itina ile hazırladığı sofraya getirdi.Masa inanılmaz güzeldi.Hasan da yanıma oturup senin için özel hazırladı bak bal kaymak bile aldırdı bana sabah erkenden deyince aslında ihtiyacım yok ama faydası olacağından eminim derken gülüyorduk.Ayfer gülmemizin üstüne hayırdır neyi kaçırdım diye Hasana dönerek sorunca Hasan bal kaymağı boşuna almışız aşkım deyince aaa yoksa alerjin mi var Fırat o ikisine deyince Hasan kahkaha ile gülmeyi sürdürdü.Ayfer buna daha da bozulunca hayır çok severim sadece Hasan bal kaymağı bana güç olsun diye aldığını ima etti benim ihtiyacım yok dememe gülüyorduk.Onu göreceğiz artık derken Ayferde gülümsüyor du.Güzelce kahvaltımızı yapıp sohbete başladık.

Önce günlük işlerden konuştuk biraz ama Ayferin beklemeye sanırım daha fazla tahammülü yoktu.Bundan dolayı yanımızdan kalkıp yatak odasına yöneldi.Hasan yanıma gelip sessizce nasıl olaya katacaksın beni diye sorunca ona düşüncemi anlattım.Sen ilk turda Ayferin dediği gibi hiç yanaşmayacaksın.2.ye başladığımızda ben Ayferi sexe hazırladığım zaman tam girecekken sana laf atıp gel kendin sok bu aleti eşine de nasıl yapılır yakından gör gibi bir şeyler söyleyip seni yanıma çağıracağım.Ardından aynen bunu yapıp gelip penisimi deliğe sokacaksın ve eşinin yanına oturup nasıl iyimi aşkım zevk alıyormusun gibi şeyler soracaksın.O zevk alacağından sana içinde ne varsa olduğu gibi anlatacak.Sonra ben Ayferi doggy pozisyonuna getirip gir altına da yala karının amını diyeceğim.Biraz absürt kelimeler kullanabilirim ama bunu yapacaksan dayanacaksın o cümle yada kelimelere.Belki Ayfer sana laf sokar ona da dayanmasını bileceksin.
Bunu deyince Hasan nasıl yani diye sordu.Başıma geldiğinden biliyorum koca olaya dahil deyilken bazen hanımlar kocalarına pezevenk, gavat bak karını nasıl sikiyorlar vs gibi şeyler diyebiliyorlar.

Hasan tamam anladım sıkıntı etmeyeceğiz artık diye cevaplayıp yine pür dikkat dinlemeyi sürdürdü.Bu şekilde olaya dahil edip eşinin amını yalarken penisimi arada çıkartıp al ağzına da eşine hazırla falan diyeceğim.Sende görevini yapacaksın.Sonrada final kısmına geçip biraz ağır cümleler le eşinin seni sikmemi istemesini sağlayacağım.Muhtemelen sıkıntı çıkmaz ama çıkarsa da seninle teke tek görüşürüz sen istedikten sonra deyince Hasan daha da rahatlayıp gülümsedi.Biz sessizce konuşurken salona doğru gelen Ayfer tüm iştişamıyla bize bakıyordu.Yanıma kadar gelip hayırdır fısır fısır ne konuşuyorsun deyince bende Hasanı rahatlatıyordum. Sonuçta onun için de zor bir şey eşini bilmediği biriyle paylaşmak dememle Ayfer hafif sinir hafif aşağılamayla karışık Hasana bakarak erkek adam karısını çatır çatır sikecek o işi layığıyla yapamıyorsa ve eşine karşı mahçupsa herşeye katlanacak derken kucağıma doğru oturuverdi.
Kalçasını penisimin üstüne getirip hafif hafif oynatmaya başlayınca bende onu okşamaya başladım.Bir yandan Ayferin kucağımdaki hareketleri bir yandan da avuçlarımda yer alan dolgun göğüsler neticesiyle penisim hareketlenmeye başlamış Ayferin kalçasının arasında ileri geri sürtünme durumuna geçmişti.

Ayfer kendini geriye atıp iyice kucağıma yerleşip başını hafif yana çevirdiğinde dudaklarımız da birleşiverdi.Sağ elimi boynuna dolayıp öyle sertçe öpmeye başladım ki Ayferden de aynı şekilde karşılık alacağımı düşünmemiştim.Bir anda kucağımdan kalkıp yüzü bana dönük hale gelip bacaklarını 2 yana açıp yeniden kucağıma yerleşti ve hunharca öpüşmeye başladık.Ellerini boynuma dolamış göğüsleri vücuduma değerken, ellerimle Ayferin liseli eteğini hafif yukarı sıyırıp kalçalarına okşamaya başladım.Bu güzel anı Ayferin bir anda üstümden kalkıp ellerimi tutup olayı yatak odasına taşıması üzerini bitirdik.Odaya ilerlerken Hasan da yerinden hareketlendi ama Ayferin sen şimdilik burada kal ikimiz rahatça yapalım belki devamında izlemene izin veririm demesi üzerine Hasan kalktığı gibi yerine otururken Hasana sıkıntı yok anlamına gelen bir ifade takınarak göz kırptım.HAsan bunu pek olumlu karşılamasada yapabileceği birşey yoktu.
Odaya girdiğimiz gibi Ayfer bir anda kapıyı örterek beni yatağa doğru itti ve hemen üstüme gelerek yeniden dudaklarımızı buluşturdu.

Sanırım içindeki azgınlık iyice tavan yapmış bundan dolayıda ateşine engel olamıyordu.Ayferi bir anda yan çevirerek altıma aldığım gibi bu sefer ben deli gibi öpmeye ellerimle vücudunun hatlarını tanımaya başladım.Çok geçmeden Ayferin üstündeki badisini bir hamlede çıkartıp dantelli sütyenini ortaya çıkardım.Eteğini ise g stringiyle birlikte çıkartmamla sanki hiç sikilmemiş gibi duran pembe renkli vajinasıyla göz teması kurmam bir oldu.Hiç vakit kaybetmeden vajinasına eğilerek önce mis gibi kokusunu burnuma çektim ve ufak buseler atarak Ayferin özlemini gidermeye başladım.Dudaklarımın temesıyla Ayfer her dil darbemde inlemeler çıkarmaya, başımıda elleriyle iyice vajinasına bastırmaya başladı.Klitorisini arada dişleyor arada da vakumlayıp ağzımın içinde bir süre tutup bırakmamla Ayferin huylanmasını dolayısıyla zevkten kudurmasını kolaylaştırıyordu.Yüzeysel dil darbelerinin ardından asıl bomba dilimi vajinasından içeriye soktuğum ilk anda gerçekleşti.Ayfer resmen titreyerek ilk orgazmını yaşamaya başladı.Bir yandan hala titriyor bir yandan da ellerini iyice vajinasına bastırarak sanki ağzımın oradan uzaklaşmasını istemiyor gibiydi.

5 dk kadar daha bana itinayla vajinasını yalatıp zevkini aldırdıktan sonra Ayfer hızlıca beni doğrultup yatakta ayağa kaldırdı.Bir yandan hızlıca kotumun düğmelerini çözerken bende üzerimdeki t shirtten bir anda kurtulup sadece boxer la kala kaldım.Ayfer yüzünü boxerıma yaklaştırıp derince bir nefesle içine çekerek gerçek erkek kokusu buradan bile belli oluyor derken elleriyle boxerımın üstünden okşamaya başladı.Penisim boxerı iyice zorlamaya başlamıştı ki Ayfer karnımın oradan boxerımı hafifçe aşağı sıyırarak önce penisimin başını özgürlüğe kavuşturup bir buse kondurdu.Ardından elini çekip boxerımı eski haline getirdi.Elleriyle yüzeysel olarak yeniden okşamayı sürdürürken arada ağzını boxerıma yaklaştırıp ısırıklar atıyor sonra başını geri çekip okşamayı sürdürüyordu ki sağ eliyle boxerımı yavaş yavaş aşağıya çekmeye başladı.Penisim boxerdan kurtulduğu an resmen kıpkırmızı bir hal almış ve aşağı yukarı olarak özgürlüğe kavuşmanın verdiği rahatlıkla inip klkmaya başladı.Ayfer önce bir süre sadece izlemekle yetinince içimden “hiç böyle bir hatun görmemiştim, yılların açlığı karşısında olaya adapte olma süreci bu derece hızlı ama zevkini ağırdan alan biri karşıma çıkmamıştı” diye düşünürken Ayfer derin bir nefes alıp penisimi bir anda ağzına sokup sokup çıkarmaya alabildiği kadarını ağzına almaya başladı.

Bir süre Ayferin zevk almasını bekleyip açlığını gidermesini bekledikten sonra ellerimle saçını arkadan kavrayıp olanca sertlikle ayferin ağzına girip çıkmaya başladım.Ayfer hızlı şekilde ağzına yaptığım hareketler etkisiyle arada soluksuz kalıp öğürüyor ama asla ağzından çıkarmadan bu hareketimi sürdürmemi istiyor gibi penisimi vakumlamayı sürdürüyordu.5 dakika kadar buna dayanmasına karşın gözünden yaş, ağzından da salyalar akmaya başlayınca hemen onu yatağa itip üstüne uzandım.Ayfer neden bıraktın devam etseydin derken ben konuşmasına izin vermeden dudaklarına yumulmuş bir yandan da ellerimle bacaklarını kalçasını okşamaya başlamıştım.
Ellerimi iki yandan bacaklarının altından geçirip kendimi öne vermemle Ayfer klasik bacak omuzda halini almıştı.Üstündeki yerini almamla ise penisim vajinasına her hareketimle sürtüyor ama başı bile girmeden geri çekerek Ayferi kudurtuyordum.Daha fazla bu hareketime dayanamayarak sok artık çıldırttın yeterince penisinin kalp gibi atışını içimde hissetmek istiyorum demesine aldırmadan penisimi kökünden tutup vajinasının üstünde aşağı yukarı hareketime devam etmem Ayferi iyice delirtmişti.

Niyetimin onu daha da heveslendirmek olduğunu sanırım oda anlamış buna gerek olmadığını belli edercesine sağ elime okkalı bir tokat atarak olaya başlamam gerektiğini belli etmişti.Böyle ateşli bir hatunu daha fazla delirtmeye de açıkçası gerek yoktu bundan dolayı yanda duran prezervatife uzandığımı görüp sana güveniyorum sende bana güveniyorsan bunu kullanmana gerek yok ayrıca korunuyorum ve de penisinin tenini her yerimde bire bir hissetmek istiyorum deyince prezervatifi yerine bırakıp kuralımı hiçe sayarak penis başını vajina girişine yerleştirdim.Daha az bir kısmını sokmuştum ki Ayfer gözlerini kapatmış; elleriyle de çarşafı sıkmıştı ki o an sahneyi görseniz sanki ilk defa penis giriyor hissine kapılırdınız.Vajinasının darlığı muazzam etkilemişti beni de çünkü penisim resmen vajina çeperini zorlayarak ilerliyor sanki yol olmayan yerde kendi yolunu açıyormuş hissini bana yaşatıyordu.Yavaş yavaş ilerlerken tamamı girdiği an Ayferden bir ohhh sesi geldi ki kendi bile şaşırıp bana bakakaldı.Eliyle penisimin ne kadarının girdiğini kontrol etmeye kalkmasıyla beni bir tebessüm aldı.Ne o kız zenci penisimi sandım sadece 15 cm bir şey girdi deyince sen neler hissettiğimi nereden bileceksin 3 yıldır girmeye çalışan kalem pil olduğu için penisin şuan resmen deliğimi yarıyor demesi üzerine Ayferin Hasanı kastederek neler çektiğini daha iyi anlamış oldum.

Hiç konuşmadan ellerimi başının yanına yerleştirip kendimi öne doğru ayarlayarak yavaş yavaş hareketlenmeye başladım.Ayfer de ellerini göğsüme koymuş bir yandan beni okşuyor bir yandan da hafif iniltiler çıkararak beni benden alıyordu.Tempomu arttırdıkça iniltileri odada yankılanınca seslerin kesilmesi adına Ayferi öpmeye başladım.Afyerde bunu bekliyormuş gibi hemen ellerini boynuma dolayıp şehvetle bana karşılık verip iniltilerini istemsizce kesmeyi başardı.Odada sadece tenlerimizin birleşmesi anındaki şak şak sesi ve giriş çıkıştaki vajinadan gelen garip sesler vardı artık.Ayfer iyice sulanmış sanırım 2. boşalmasınıda az önce yaşamıştı.Bir süre daha bu pozisyonda kalmanın ardından ayferi kendime çektiğim gibi sırtım yatağa değecek şekilde Ayferi kucağımda bir hale getirdim.Bacaklarını hafifçe toplayıp sanki yere işiyormuş gibi bir şekil almasının ardından ellerini göğsüme dayayıp üstümde oturup kalkmaya başladı.Arada hızlanıyor sonra birden durup penisimi köküne kadar aldığı an sadace dairesel olarak penisimin etrafında dönüp yeniden zıplamaya devam ederek zevkine zevk katıyordu.

Ayferin kendi kendini siktirmesini ellerimi başımın altına alıp izlerken benimde keyfime diyecek yoktu.Açıkçası azgın,aç bir o kadar da ateşli bir hatun kucağımda şehvetle zıplıyor inlemeler eşliğinde sesi odada yankılanıyordu.Ayferin hareketleri iyice yavaşladığında yorulduğunu anlayıp üstümden yana indirdim ve hiç boşluk vermeden hemen yatağa yüzü gelecek şekilde uzandırdım.Kendimde sanki masaj yapar gibi kalçasının üzerine oturup penisimi vajinasına sokup ellerimle sırtını ovalamaya başladım.Bir yandan yavaş yavaş gir çık yapıyor bir yandan da sırtını ovup; kulunçlarını bastırarak ayfere mutlu sonlu masaj yapıyordum.Süpersin aşkım harikasın gibi kelimeler eşliğinde masajı bitirip sikişe odaklanmam Ayferi de memnun etmişti.Ellerimi 2 yana açarak belimden aldığım güçle sokup çıkarırken Ayferin dolgun kalçalarının salınmasına hayran kalmıştım.İkimizde kan ter içinde kalmış artık o muhteşem ana ramak kalmıştı ki önce Ayfer boşalmış sıra bana gelmişti.1-2 dakika daha gir çık yapmamın ardından bende sona gelmiştim ve hemen Ayferin içinden çıkıp tam sırtına doğru boşalacağım an Ayfer bir anda yatakta geri dönüp boşalmamı izlemek adına yüzünü bana çevirmişti.Elimle 4-5 sıvazlamamla beraber döllerim göğsüne vajinasına doğru akmaya başladı.

Son damlasına kadar boşaltıp penisimi bıraktığımda Ayferin yüzünde mutlu bir tebessümle beraber bana hayranlıkla baktığını fark ettim.Nasıl beğendin mi dememle ayfer elleriyle vajinasında yer alanlarıda eliyle toplayarak göğüslerine bedeninin her noktasına yayarak süperdi açıkçası yılların özlemini resmen 1 seferde giderdim.Okuduğum anılarda ne varsa bana hepsini yaşattığın için teşekkür ederim umarım bizim olayımızda uzun soluklu olur ve hikayemizi yazacak bir anı olmuştur bu yaşadığımız deyince bende devamlı görüşmek isterim sen gibi ateşli arzulu bir bayanla daha kim bilir ne zevkler yaşayacağız ayrıca seninle yaşadığım bu birliktelik diğer çiftlerdekinden 1 basamak bile aşağıda değil istersen zevkle yazarım demem Ayferin de hoşuna gitmişti.Elimden tutup beni kendine çektiği gibi bir bacağını üstüme atıp uzun uzadıya öpüşmeye başladık.Hiç konuşmadan bir süre daha yatakta kalmıştık ki Ayfer hadi duşa girelim deyince beraberce odada ki banyoya geçip birbirimizi yıkadık.

Ayfer üstüne ince bir tül almış bende sadece boxerımı giyinmiş halde salona geri dönüp koltuğa el ele oturmuştuk.Hasan ise pc başında oturuyordu.Hemen yerinden kalkıp Ayferin yanına oturup nasıldı aşkım memnunmusun yaşadığından diye aptalca bir soru sorunca Ayfer abartılı bir kahkaha atıp görmüyormusun halimizi sence kötü geçmiş gibi bir izlenim mi var deyince Hasan da sorduğu sorunun abes bir soru olduğunu anlamış oldu.Ayfer yerinden kalkıp içecek birşeyler almaya gidince Hasan bana dönerek nasıl güzelmiydi eşim gerçekten mutlu görünüyordu diye fısıltıyla soru sorunca evet gerçekten zevk aldı ve sanırım bundan sonra yüzünde güller daima açacak diye cevaplamam Hasanı istemsizce mutlu etmişti. Hasanın garip sorularını bazen açık bazen kaçamak cevaplarla geçiştirdiğimiz an Ayfer içeceklerle yanımıza gelip bize sundu.Kendi de içeceğini alıp pc başına oturmuştu ki bir an Hasan panikleyip bir anda pc ye doğru yöneldi.Ben Hasanın paniklemesine anlam verememişken Ayfer kocasına dönüp bunu yaşamak mı istiyormuş benim boynuzlu kocam deyince Hasan birşey diyemeden yeniden benim yanıma gelip oturup kaldı.

Hayırdır neymiş o diye sorunca gel yanıma da kendin gör diye cevapladı. Yerimden kalkıp Ayferin arkasından pc ekranına bakınca Hasanın benim hikayelerimi okuduğunu gördüm.Ne varki bunda dediğim an fark ettim ki Hasanın kaldığı yer evli çiftteki kocayı becerdiğim bölümlerden biriydi.Hasan belki bilinçli belk**e istemeden de olsa niyetini eşine belli etmiş şimdi herşey Ayferin dudaklarından çıkacak sözlerdeydi.Ayfer başını bana doğru kaldırıp el,ylede penisimi hafifçe sıktırarak ne dersin Fırat bu gavata elimdekiyle tam boynuz takmak istermisin diye soru yöneltince buna ben karar veremem ama Hasanında bir sonrakinde yanımızda olmasını istiyorum.Eğer içinde gerçekten yaşama isteği varsa bırakalım o göstersin bize diye cevap verince Ayfer sadece peki dedi.Yeniden koltuğa gelip yan yana oturup içeceklerimizi içerken bir süre daha sohbet ettik.Ayfer sohbet anında iyice dinlendiğimizi düşünmüş olmalı ki yavaştan ellerini tenimde gezdirince yüzüne tebessümle bakarak sanırım hazırız dememle bir anda elimden tutup durduğumuz hata hadi bakalım diyerek sex mekanımıza doğru yürümeye başlamıştık bile.

Hasan kımıldamayıp hala koltukta oturunca ona dönerek hadi ne duruyorsun gelde nasıl oluyor kendi gözünle gör derken göz kırpmamla Hasan hemen yerinden doğrulup peşimize takıldı.Odaya girdiğimiz gibi Ayfer hemen üstündekinden kurtulmuş benim boxerımı aşağı sıyırarak kocasının gözü önünde diz çökerek penisimi ağzına almaya başlamıştı.Arada kendini geri çekerek mal dediğin böyle olur senin ki gibi pipi olmaz gör nasıl sevişilirde belki birşeyler ögrenirsin diyerek kocasına atıfta bulunuyordu.Ayferin bilmediği şey ise Hasanın asıl isteğinin kendi zevkini alıp almayacağı idi.Hasana sakin ol işareti çakıp Ayferi yerden kaldırıp kendime çektim ve direk dudaklarına yumuldum.Ayfer ellerini yeniden boynuma dolamış beni kendine çekiyordu.Ben de alttan kalçasını bir süre alttan okşadıktan sonra bir anda kuvvetlice kaldırıp bacaklarını kavradığım gibi ayakta kucağıma almış pozisyona getirdim.Penisim vajinayı yeniden zorlarken Ayfer ise ufak hareketlerle yukarı aşağı yaparak başının girip çıkmasını sağlıyordu.Kensini yukarı iyice çekerek bir anda aşağı hareket yapınca penisim direk deliğine girince ağzından ohhh diye bir nida çıktı.Ellerini boynuma iyice doladığı an bende kalçalarından aldığım güçle öne arkaya hareket ettirerek Ayferi ayakta sikmeye başladım.

Balık etli gibi görünmesine rağmen kuş gibi olmasının avantajıyla yorulana kadar neredeyse 5-6 dakika boyunca ayakta kaldık.Ardından ağır ağır yatağa doğru yönelip sım sıkı sarılmış halde Ayferi altıma alıp aynı şekilde yatakta sikmeye devam ettim.Dudaklarımı dudaklarından kurtarıp hafif doğrulmuş hale gelip bacaklarını tam yüz hizama getirdiğim an olanca hızımla sokup çıkarmaya başlayınca Ayfer yine inlemeleriyle odayı inletmeye başladı.Hasan ise çırıl çıplak hale gelmiş yatağın yanındaki tekli koltuğa oturmuş resmen bana gıpta eder gibi bakıyor olduğunu görüyordum ona baktığımı hissettiğinde başını yana çevirip sanki ilgilenmiyormuş gibi yapmasına açıkçası sinir oldum.Ve planımı harekete geçirmeye karar verdim.Hasana doğru dönüp çabuk gel buraya da yakından bak deyince ilk başta ilgilenmiyormuş gibi bir hal takınınca Ayfer başını yastıktan kaldırıp gel sene gavat; gel de gör karını nasıl çatır çatır sikiyorlar, yakından izle de birşeyler öğren; öğren ki karını başkalarıyla paylaşmak zorunda kalmayasın deyince Hasan yerinden kalkıp yanıma kadar geldi.

Ayferin içinden çıkıp hemen onu 4 ayak üzerine getirip doggy halini aldırdım.Hasan amacımı anlamış resmen komutumu bekliyordu.Penisimi tut ve eşinin harika amcığına yerleştir dememle Hasan ikiletmeden denileni yapıp penisimi iyice kavrayıp önce eşinin vajınasına 3-4 kez sürttü ve deliğe yerleştirip elini çekti.Aferim şimdi de izle de nasıl pompalanıyor dediğim an ellerimle karısının kalçasını sıkıca kavrayıp öyle hızlı şekilde girip çıkmaya başladım ki Hasan ağzı açık beni izlerken Ayfer iniltiler eşliğinde çok geçmeden titreyerek boşalmaya başladı.Ben hala ardı sıra sertçe pompalamayı sürdürüyordum ki Hasanın ağzından süpermiş gerçekten okumak da keyifliydi ama bu bambaşka bir şey canlı görmek daha da zevkliymiş diye söylenirken ben bir yandan da Ayferin arka deliğiyle ilgilenmeye başladım.İşaret parmağımı deliğe dayayınca ilk anda elimi çektirmek için tepki verse de bir anda bundan vazgeçerek devam etmemi ister gibi bir hal takınınca işime devam ettim.Hasanın boynundan tutup hazırla bakalım eşinin siyah incisini deyip deliğe doğru bastırınca yine anında tepki verip diliyle deliği yalamaya başladı.

Ayfer ise şimdi 2 kat daha keyiflenmiş bir yandan bana sok sok derken kocasına yala komutlarıyla zevkten zevke koşuyordu.Hasan 3-4 dk kadar deliği iyice hazırlayınca onu yukarı çekerek yatağa yatıp eşinin altına girmesini söyledim.Ayfer hafiften bacağını acarak eşini altına almasıyla bir yandan parmağımla deliği zorluyor biryandan da hala deliğine gir çıklarımı sürdürüyordum.Hasan da yerini almış eşinin amını yalayıp arada penisime temas ediyor gibi bir hale gelmişti.Penisimi tamamen çıkartıp Hasanın ağzına götürünce ne yapacağını biliyor gibi hemen ağzını açarak penisimi yalamaya başlayınca aferim bak nasıl uyum sağladın demek gerçek bir penis istiyor canın dememle Ayfer başını aşağı iyice eğip eşinin penisimi yaladığını görünce bunun böyle olacağını tahmin etmiştim de ilk buluşmada bunu göreceğimi düşünmemiştim doğrusu demek ki içinde varmış diye oda bana hak verdi.Hasanın ağzından penisimi çekince hemen amına doğru kendi eliyle yöneltip deliğe soktu. Ayferin arka deliğinde parmak sayım ise bu sürede 2 ye çıkmış deliği iyice açılmış girilmeye hazır hale gelmişti.

Amından çıkartıp hasanın ağzına son kez vererek iyice kayganlaştırdıktan sonra yavaşça deliğe doğru baskı uygulamaya başladım.Hasan amını yalamaya devam ederken bende yukarıdan biraz zorayarak başını sokunca Ayfer ıhhh diye bir inleme sesi çıkardı.Sakin ol hiç kıpırdama derken çok yavaş hareketlerle kendimi öne doğru itmeye başladım.Ayfer öyle sonun gelmesini beklerken penisim kısa sürede köküne kadar girince hiç hareket etmeden kalçasını iyice kendime çekip bekledim.30 saniye kadar bekleyip hazırmısın başlıyorum deyince evet diye tiz bir ses çıktı.Yavaşça başına kadar geri çekip öne arkaya ritmik hareketlerle delik iyice rahatlayana kadar devam ettim.Delik artık alışmış Ayfer de kendini rahat bırakmış olmalı ki penisim zorlanmadan girip çıkmaya başladı.İşin acı kısmı bitmiş yerini zevke bırak zamanı gelmişti bunun içinse hızlanmam gerekiyordu.Kalçalarını yeniden iyice kavrayıp sertçe girip çıkmaya başlamamla Ayfer kendinden geçmiş süpersin aşkım her deliğim bundan sonra sana kul köledir bu zevki keşke daha önceden yasasaymışım inanılmaz bir şey bu derken ben hala ardı sıra pompalamamı sürdürüyordum.

Hayatında ilk kez arka deliğini deldiren Ayfer zevkine zevk katarken geliyorum devam et kelimeleri eşliğinde sarsılarak boşalınca sıra planımızı devam ettirmeye gelmişti.Ayferin arkasından çıkarttığım penisimi yeniden Hasanın ağzına verirken eşini üstünde alıp yan tarafa geçirdim ve izlemesini sağladım.Ayferin şaşkın bakışları eşliğinde Hasan resmen penisimi gırtlağına kadar başarıyla sokuyor gık demeden başına kadar çıkarıyordu ki Ayfer şuna bak ben yıllarca koca hasretiyle yanarken koynumda pasif bir erkekle yatıyormuşumda haberim yokmuş dedi.Hemen lafa girip öyle deme demek ki erkeklikten beklentisi yokmuş; onun derdi erkek penisimiymiş deyince bana gözlerini kısarak baktı ve madem öyle penis yalamakla başladıysa sonunada katlansın diyerek kocasını yatakta kalçası yukarı gelecek şekilde döndürüp doggy pozisyonuna getirdi.Yalamaya devam et derken kendi de bir yandan deliğine krem sürüp oynamaya başladı.Ayferin kısa süren masajının ardından bunu çok genişletmeyeyim ki direk zevk alıp başıma kakmasın acısını da alsın ki yarrak peşinde koşturmasın diyerek elimden tutup bir anda kocasının arkasında pozisyonumu aldırıverdi.Bir eliyle penisimi deliğe denk getirip diğer eliylede kalçama destek vererek beni deliğe doğru bastırmaya başladı.

Penisimin başı tam deliğe denk gelip hafifçe zorlamaya başlamıştı ki benim yavaş hareket etmeme sanki biraz kızmış gibi bana bakarak hemen yerinden kalkarak arkama geçti.Ellerini koltuk altımdan geçirip eşinin kalçasından tuttuğu gibi onu bana doğru çektiriyor bir yandan da vücuduyla beni öne doğru ittirmesi sayesinde penisim Hasanın iniltileri; yavaş ol, çıkart, yandı gibi kelimelerine aldırmadan en dibine kadar bir anda girdi.Hasanın soluklanmasına fırsat vermeden kalçasını öne iterek yarısına kadar çıkartıp bir anda kendine çektirerek yeniden köklemesi neticesinde Hasan yeniden inlemeye başladı.Ayfer resmen kocasının acı çekmesini istiyor zevk alacağı ana kadar bunu yapacağını belli ediyordu.4-5 dakika kadar bu işlemi tekrarlamasının ardından arkamdan çekilip yanıma doğru geldi ve dudağıma öpücük kondurmadan önce dağıt bu gavatın deliğini aşkım deyip beni öpücük yağmuruna tuttu.Ayferden gelen komut ve Hasanın pasif olma isteğine karşılık vermek adına ellerimle kalçasına iyice sarıldığım Hasanı pompalamaya başlayınca o acı iniltileri yerini ohhh seslerine bırakmaya başladı.

Bir yandan hızlı tempoda Hasanı sikmek bir yandan da yanımda ki ayferle kah öpüşmek kah göğüslerini yalamam sayesinde ben de iyice zevkten 4 köşe olmuş bir hale gelmiştim.Ayferi tuttuğum gibi Hasanın üstüne yatırıp karı kocayı aynı anda sikme fikrini harekete geçirmem bir oldu.30 saniye Hasana sokuyor hemen ardından Ayferi 2 deliğinden 1 dk kadar sikerek bu pozisyonda uzun bir süre kaldık.
Ben Hasanı sikerken Ayfer kocasını aşağılamayı sürdürünce aslında biraz üzüldüm ama Hasanın halindeki memnuniyet dolayısıyla bu üzüntümün boşa olduğunu anlayıp hızlı şekilde hem karısını hemde kendisini sikmeyi sürdürdüm.Sexi yaşayan 3 kişininde halindeki mutluluk belli oluyordu.Odada sadece sex anında çıkan sesler ve inlemeler eşliğinde Ayferde bende yeniden orgazm anına yaklaşmıştık.
Ayfer sürekli sik beni her deliğimden sik durmadan sik diye inlerken amına tüm döllerimi boşaltmaya başladım.Sıcak sıcak Ayferin vajinasını dolduruken Ayfer de boşalmanın verdiği rahatlıkla kalçalarını kastırıp bırakıyor tüm döllerimin deliğine akmasını sağlıyordu.

2 dakika kadar bunu sürdürdükten sonra üstlerinden kalkıp yatağa kendimi bırakmamla Ayfer hemen yanıma yaklaşıp süperdin sikicim; hep sikicim ol ve benden bu zevki esirgeme derken her yerime öpücükler kondurmaya başladı.Penisime kadar geldiğinde penisimden süzülenleri görüp Hasanın başını tutup penisime doğru getirip direk ağzına sokmaya başladı.Hasan zevkle kalan döllerimide temizlemişti ki Ayfer Hasanı yüzü yukarı gelecek şekilde yatırıp bir hamlede amını ağzının hizasına gelecek şekilde oturup ıkınmaya başladı.Hasan zaten bunu istemişti benden ve isteğini eşi habersizce gerçekleştiriyordu.Amından süzülen döllerim yavaşça kocasının ağzına doğru ilerlerken Ayfer yine Hasana laf sokuyor al hepsini ağzına karını dölleyen erkeğin tadını sende yaşa diyerek tüm dölümün eşinin ağzına doğru akmasını zevkle izliyordu.Tümünü boşalttığına emin olduğu an Hasana yut diye bir komut verdi ve Hasan da zevkle midesine indirip başka bir arzunuz varmı karıcığım derken yataktan kalkarak ayakta beklemeye başladı.

Ayfer sinirli ses tonuyla sadece bizi yanlız bırak deyince Hasan kıyafeterini alıp duşa doğru yöneldi.Bunu üzerine Ayferden gür bir sesle buraya biz gireceğiz sen artık dışarıdaki banyoyu kullanacaksın demesiyle Hasan direk olarak kapıya yöneldi.Hasanın kapıdan çıkmasıyla birbirimize sarılmış halde 10 dakika kadar hem dinlenip hem sohbet ettik.Ayfer yeniden harekete geçmş bir yandan penisimi oynarken bir yandan da başını göğsüme dayamış halde bana minnetlerini sunuyor teşekkür ediyordu.Amına elimi attığımda hala daha döllerimin geldiğini anlayıp elimi Ayfere gösterince bak sen gavata hepsini temizleyememiş dur çağırayım deyince boşver böyle sikmekten zevk alırım hem içerdeki benim döllerim deyince adeta gözleri parladı.Penisim elinde yine sertleşmiş sexe hazır hale gelmişti.Ayfer nasıl birisin sen ya ne sen ne penisin yorulmak bilmiyor deyince paşa sofrası saolsun bal kaymağı boşa yemedim dememle Ayfer munzurca gülüp hafifçe yüzüme tokat atarak seni pis seni derken yerinden kalkıp kucağıma oturup penisimi tuttuğu gibi amına yerleştirip 3. seximize başlamamızı sağladı.

O gün ne Ayferin durmaya nede benim yorulmaya niyetimiz yoktu.Yanlarından ayrıldığımda saat gece 10 a geliyordu ve biz tüm gün boyu dinlenip dinlenip sevişmiş Ayfer sayısız kez orgazm olurken ben de karı kocayı sikerek 6 kez deliklerini doldurmuştum.Zaman ayırıp en uzun anımı okuduğunuz için teşekkür ederim.Başka yaşanmışlıklarda görüşmek üzere hoşçakalın…

Eski sevgilim Gamze ile yaşadıklarım

Eski sevgilim Gamze ile yaşadıklarım (detaylı,uzun
Selam arkadaşlar, dostlar ve romalılar !

Arada sırada xhamster’da takılırken hikaye sayfalarını da es geçmiyorum. Gerçi yüzde doksanı gerçek olmasada bazı hikayelerin kurguları gerçekten güzel. Ama gerçekten yaşanmış hikayelerin verdiği keyif daha başka oluyor, değil mi ? Çünkü bu tür hikayeleri okuduğunuzda “harbiden ya” dediğiniz ve benzerini yaşadığınız anlar olur. Ama en az 20 cm’lik çükleriyle tabuları çok kolayca yıkıp, milletin anasını-kızını kolayca siken uydurma hikayeleri okuduğumda “yok artık ebenin amı ali sami” diyorum.Ben ise size bir ara ciddi düşündüğüm eski sevgilimle ilgili anılarımı anlatıcam. Aradan 2-3 sene geçmesine rağmen bu bir bakıma benim için bir iç dökme olacak. Anlatacaklarım dediğim gibi gerçek ve sadece burada xhamster’da olacak. İsteyen söylediklerimin sallama olup olmadığını google’da arayabilir. Göt korkusundan mı dersiniz, başka birşey mi dersiniz bilmem ama hatunun ismini değiştircem ^.^

Girişi fazla uzattım farkındayım ama birbirimize samimi olalım dedim. Yani hemen donları indirip sevişme faslına girmek istemiyorum, biraz sizi detayda boğucam haberiniz olsun. Efendim neyse ben 30’lu yaşlarda, yazılımla uğraşan, normal boyutlarda (çok uzun değil, bacağıma sarıp dolaşmıyorum yani) penisi olan hafif göbekli klasik bir türk erkeğiyim. Gamze (bu ismi sevdiğimden bizimkinin adını böyle koydum, idare edin) ile eski iş yerimdeki bir kızın sayesinde tanıştım. Bizim hatun bununla lise arkadaşıymış ve iş yerindeki hatunun doğum gününde bunu ilk defa cafe’de canlı gördüm. Boyu kısa (1,50 felandı) olduğu için genelde facebook’ta hiç boydan fotosu yoktu ama artık onu görmüştüm artık. Gamze kısa boylu olmasına rağmen gerçekten güzel bir kızdı. Esmer, gamzeli ve zayıf olmasına rağmen dolgun vücut hatları olan bir hatundu. İpince bir beli olmasına rağmen sonradan okşamaya/yalamaya doyamadığım güzel kalçaları ve 85’lik göğüsleri vardı. Gerçi o zamanlar ondan hoşlandığımdan dolayı şimdiki gibi sapıkça şeyler düşünmüyordum, uuuu beybeee 🙂

O zamanlar bu bir elemanla sakarya escort bayan çıkıyornuş ve doğal olarak onla geldi partiye. Ben şok, ben iptal :/ Bizim iş yerindeki kaşara (sonradan babası yaşındaki adamla hediyeler için elletiğini/yalattığını öğrendim) sormamıştım manitası var mıdır diye çünkü o zamana kadar gamze’den hoşlandığımı ona söylememiştim. Facebook’ta ortak arkadaş olduğu için eklemiştim hatunu önceden ama çoğu türk kızı gibi facebook’ta ilişki durumunda birşey yazmıyordu. Afedersin yarrak gibi kaldım o sırada ve kızla konuşma şansım olmadı, sadece “selam – selam”. Aradan 1 ay felan geçti ben bu kızı facebooktan takip ediyorum tabii ne yapıyor, ne ediyor diye. Hatırlayanlar vardır şu facebook üzerinde oynanan sims tarzı oyunlar vardı. Ev düzüyorsun, kıyafet alıyorsun felan-filan. Bu oyunlar genelde ücretsiz olur ama bazı eşyaları almak için gerçek para isterler. Ben de battal gaziyim ya amk, kıza şekil yapıcaz ya emenike, arada buna oyundaki özel eşyaları alıp hediye ediyordum. Bokunu çıkarmıyordum almada ama sırf bir ümit diye para harcıyorduk. Sonra bizim bu iş yerindeki kaşar bu kıza oyundan hediye gönderdiğimi anlayınca, benim kızdan hoşlandığımı da anladı ve kıskanmaya başladı hafiften.

Aradan biraz zaman geçince sakarya escort bu manitasından ayrılmış ve ben bunun haberini bizim kaşardan duydum. O an ofiste elimde selpak ile halay çekme isteği geldi ama durdurdum kendimi. Gerçi bu bir boka yaramayacaktı o zamanlar çünkü aradan geçecek 2-3 ay gibi bir süre içerisinde çıkma teklifim ret edilecekti. Neymiş efendim abisinin yaşındaymışımda, beni o gözle görmüyormuşta falan filan. Klasik kız bahaneleri amk,adam akıllı bir sebep söylemezler bilirsiniz. Yaş farkı da 3 bu arada 🙂 Neyse ben tabii vazgeçmedim hemen çünkü kedi gibi hatun. Al koynuna, sokulsun sana sev böyle devamlı. Biraz zaman geçti bu beni soğutmaya çalışıyor ama baktı olmuyor, fazla da yüz vermeden benle konuşmaya devam etmeye başladı. Çünkü gerçekten güzel sohbet ediyorduk ve aramızda bir samimiyet vardı. Arada şakayla karışık ondan hoşlandığımı hatırlattığım zamanlar ise bana kızıyordu.

Sonra bu kız siktiğimin oyununda bir çocukla tanıştı. escort sakarya Çocukta bildiğiniz tam bir çakma kabadayı; tofaş araba önünde ucuz takım elbise ile poz vermeler, kapalı mekanda güneş gözlüğü ile oturmalar, kurtlar vadisi’nin tırt repliklerini paylaşmalar falan filan. Adamın facebook profili böyle idi ve bizimki bundan hoşlanmaya başladı. Şaka gibi amk değil mi ? Hayır ben de öyle aşırı yakışıklı bir adam değilim ve kimseyi tipine göre yargılamam ama diğer elemanın tipini görseydiniz bana hak verirdiniz. Kısaca gönül-ot-bok triosu. 2 aya kalmadan bunla çıkmaya başladı ve ben harbiden o sıralar moral olarak çöktüm. Zaten iş yerinde o kadar kod yazmama rağmen zamanında maaş alamadığımdan dolayı keyfim sıkkındı, bu olayda tuzu biberi oldu. 1-1,5 sene sonra başka bir iş aradım ve buldum, ardından ailemin yanından da ayrılıp o iş için farklı bir şehre taşındım. 3 sene o şehirde kaldım ve 2.senemde bu hikayeyi yazmama sebep olan olaylar gelişti. “Oh sonunda amk” dediğinizi duydum ^^

Birgün işteyken telefonuma “selam mr_kazim, nasılsın ? beni hatırladın mı ?” diye mesaj geldi. İşlerin yoğunluğundan ve tanımadığım bir numara olduğu için mesaja hemen o an cevap vermedim. Akşam eve gidince “tanıyamadım, kimsiniz ?” şeklinde mesaj attım ve 5 dk sonra “ben gamze, rahatsız ettiysem kusura bakma. aklımdan çıkmıyorsun o yüzden mesaj atmak istedim” tarzında cevap geldi. Düşünsenize o kadar peşinde koştuğunuz kız aylar sonra size böyle mesaj atıyor. Ben salak gibi hala ondan hoşlandığımdan içimde kelebekler uçmaya başladı tabii. Tekrar konuşmaya başladık ve bana kız arkadaşımın olup olmadığını sordu birden. O süre içerisinde 2 tane sevgilim olmuştu ama sırf zaman geçirmek için çıktığım hatunlardı. Ciddi olmayan sadece öpüşmekten, elleşmekten ileriye gitmeyen ilişkilerdi. O sıralar kız arkadaşımın olmadığını duyunca bana hala onun hakkında ciddi düşünüp-düşünmediğimi sordu. Bende tabii ki ciddi düşündüğümü, zamanla birbirimizi daha yakın tanımamız gerektiğini söyledim. Özetle çıkmaya başladık sonunda amk 🙂

Ayrı şehirlerde olduğumuz için ilişkimiz whatsapp/facebook/skype üçlüsü üzerinden sürmeye başladı. Uzun mesafe ilişkisi yaşayanlar bilir ki belli bir süreden sonra taraflardan biri bu durumdan sıkılmaya başlar. Ay seni özledim, keşke yanımda olsan, beraber dolaşsak diye bu bana gazı vermeye başladı. Çıkmaya başladıktan 1 ay sonra ben bir cuma günü işten izin alarak istanbul’a geldim. Bizimkinin çalıştığı sigorta acentasına süpriz bir ziyaret yaptım, bizimki kendinden geçti.Çok garip bir an oldu benim için, sevgili olarak ilk defa onun karşısına çıkmıştım çünkü. Hatun şoku atladıktan sonra o da işten izin aldı ve kadıköy’e dolaşmaya gittik. İlk defa elinden tutuyorum, saçlarını okşuyorum, omzundan tutup sarılıyorum felan mutluluktan uçuyorum resmen. Ailesi biraz tutucu olduğu için akşam ancak sekize kadar beraber olduk ve mahallesinin girişinde istemeyerekte olsa bıraktım onu. Akşam telefonda canımlar cicimler, doyamadımlar uçuşuyordu. Cumartesi tekrar buluştuk ve çok güzel zaman geçirdik. Çok mutluydum anasını satayım, sonunda sevdiğim insanla beraberdim.

Pazar günü ise görüşemedik, sanırım ailesiyle beraber topluca bir akrabasının düğününe gideceklerdi. Babası yüzünden izin alamazdı çünkü annesi dışında ailesinden kimse benimle çıktığını bilmiyordu. Babasından ve abisinden çok çekiniyordu, bu yüzden de facebook’ta bile ilişki durumunu göstermiyormuş aslında. 3-4 ay boyunca 2 defa daha istanbul’a geldim ve beraber zaman geçirdik. Ciddi düşündüğüm için çok fazla sarılmıyordum hatta dudaktan bile öpmeye çalışmıyordum. Çünkü ben romantik bir ayıydım ve o benim maralımdı 🙂 Yukarıda da söylediğim gibi belli bir süre sonra aramızdaki mesafe dert olmaya başladı. Bana neden ordasın, buraya ne zaman döneceksin diye hafiften baskı kurmaya başlamıştı. Hatta bu konuyu artık evlenme muhabbeti ile sarıyordu. İnternetten nevresim, yemek/yatak odası takımlarının linkleri gelmeye başlamıştı yani. Bende ona bu işlerin kolay olmadığını, işten hemen çıkamayacağımı, bana işleri rayına sokmam için biraz zaman tanımasını söyledim. Harbiden de kolay sanki amk öyle işi/evi bırakıp istanbul’a dönmek.

Ve sonunda aramızda tartışmalar çıkmaya başlamıştı. Bu kadar beni zorlaması ve evlilik olayına olan ilgisi de bazı şeylere kıllanmama sebep olmuştu. Ama gerçekten onu sevdiğim için bu düşünceleri içime atıp, unutuyordum. Birgün telefonda bu olaylardan dolayı kavga ettik ve benle yaklaşık 1 hafta düzgün konuşmadı. Mesaj atıyorum, arıyorum cevap vermiyor yada saatler sonra bana isteksiz cevaplarla dönüyordu. 1 hafta sonunda beni aradı ve haftasonu yanıma gelip aramızdaki sorunları konuşup/çözmek istediğini söyledi. Şaşırmıştım ve ailesinden nasıl izin alacağını sordum. Ailesine haftasonu bir kız arkadaşında kalacağını söyleyecekmiş, yani merve’lerde ders çalışacağız muhabbeti 🙂 Dediğim gibi bazı şüpheler vardı içimde ve iyice bunlar su yüzüne çıkmaya başlamıştı. Neden bunca zaman sonra bana döndü ? Neden evlilik olayına bu kadar takıntılı ? Gerçekten beni sevdiğinden mi evlenmek istiyordu veya evlenmek için mi evlenmek istiyordu ?

Yaşayan bilir, kafanızda böyle tilkiler dolaşmaya başladıysa o ilişkinin sağlıklı yürümesi zordur. Bende o zaman gerçekten ilişkimize değer verip vermediğini test etmeye karar verdim. Süpermarketten toplu bir alışveriş yaptım ve her ihtimale karşı bir kutu da ince durex aldım, belli bir süre sonra hormonlarıda düşünmek lazım 🙂 Otogara gidip onu beklemeye başladım ve sonunda otobüsü geldi. Otobüsten inince ona baktım ve yüzünde hiçbir ekşilik görmedim. Gayet sevecen, özlemiş gözlerle bana doğru yürüyordu. Hemen sarıldık birbirimize ve ilk defa orada onu dudaklarından öptüm. Bu hareketim karşısında çok şaşırdı ve kalabalıktan dolayı utandı. Eve dönüş yolunda takside baya bir azar yedim ama olsun, çünkü artık yavaş yavaş sevgili seviyesinde yükselmeye başlamıştım. Takside belinden sarılıp, hafif dokunuşlarla onu okşuyordum ama birşey demiyordu fazla.

Eve vardığımızda gece 2 olmuştu ve kimseye görünmeden içeri girdik. Yaşadığım mahalle tutucu olduğundan dolayı eve pek fazla kız getiremedim bu 3 sene boyunca. Bu ilişk**en önce ve sonra birkaç defa tavladığım veya parayla birlikte olduğum birkaç hatunu da gece yarısından sonra içeri sokabilmiştim. Eve girdiğimizde öyle hemen dudaklara yapışıp, sevişmeye başlamadık sakin olun. Bu tür ilişkilerde biraz tecrübeniz varsa hemen hatuna hayvan gibi saldırmak yanlıştır. Karşı tarafın o an ki ruh halini iyi anlamanız lazım yoksa ters tepki görebilirsiniz. Herşey zamanla karşılıklı yaşanmalı, en azından ben böyle düşünüyorum. Böylece ilişkiyi tek seferde değil birçok kez yaşayabilirsiniz. Özet geç piçcilere şöyle anlatayım : karıya hemen saldırmayın ileride eliniz sikinizde sap gibi kalırsınız amk 🙂

Birşey yemek isteyip-istemediğini sordum, bana yorgun olduğunu uyumak istediğini söyledi. Salonda kendime yatak hazırlamıştım önceden ve benim odamı ona verecektim. Odaya eşyalarını taşıdıktan sonra şakayla karışık yatağa uzandım ve “yaaa benim de çok uykum var, salona gidemeyeceğim, burada yatayım” dedim. Amacım vereceği tepkiyi ölçmekti aslında. Ben biraz kızarak “saçmalama hadi odana git” demesini bekliyordum ama öyle aşırı bir tepki almadım. Bana ilk baş olmaz-molmaz ayağı yaptı ama fazla da uzatmadı. Sonunda beraber aynı yatakta uyuyacaktık, şaka gibi resmen. Çok yorgun olduğunu, sakın aklından başka şeyler geçirmemi söyledi ama ben tabii içimden “hı hı evet” diyordum. Gerçi bu noktada biraz ikileme düşmüştüm. Sevgiliydik ve iyi-kötü birbirimizi yıllardır tanıyorduk, bu yüzden bana güvenebilirdi. Veya bildiğimiz kaşarın teki idi ve naz yapıyordu. Kafamda bu düşüncelerle yatağa girdik ve uzandık. Dudaklarına ufak bir öpücük kondurduktan sonra iyi geceler dileyerek gözlerimi kapadım.

Yaklaşık 10 dk yatağın içinde gözlerim kapalı, kafamda deli sorularla uğraşıyordum. En sonunda “du bi dakika” diyerek ilk hamleyi yapmaya karar verdim. Arkasını bana dönmüştü ve bende ona arkadan sarıldım. Eğer gerçekten de uyuyorsa onu rahatsız etmek istemiyordum. Biraz kollarını omzunu okşamaya başladım ve tepkisini bekledim. Baktım elleri kolları hareket ediyor, yani o da uyumuyordu. Bende haydi ya allah diyerek yavaş yavaş boynuna öpücükler kondurmaya başladım. Bir elim saçları ile oynarken, diğer elim ise kollarında, karnında ve bacaklarında dolaşmaya başlamıştı. Kafasını bana döndürdüm ve göz göze geldik. Yaklaşık 5 sn hareketsiz kaldıktan sonra deli gibi öpüşmeye başladık. O an gerçekten çok özeldi benim için ve bundan olabildiğince keyif almaya gayret ediyordum. Amacım sikişmekten çok sevişmek olduğu için herşeyi usulüne göre yavaşça yapıyordum. Öpüşürken ellerimle vücudunu her noktasını ince dokunuşlarla keşfetmeye gayret ediyor ve bundan onunda zevk alıp-almadığını gözlemliyordum. Arada iltifatlarla ateşi daha da harmanlıyordum, bu çok önemlidir. 5 dk aralıksız bu ön seksten sonra artık işi daha ileriye götürmeye karar verdim.

O hep merak ettiğim göğüslerini ellemeye başlamıştım pijamasının üstünden. Gerçekten dimdik, kocaman 85’lik o koca göğüsleri görmek istiyordum. Yorganı üzerimizden atıp yavaş yavaş pijamasının üstünü çıkardım ve siyah leopar desenli sütyeni ile karşı karşıya kaldım. Aman allah’ım o ne güzel görüntüdür öyle. Hemen dudaklarını yapıştım ve yavaş yavaş aşağıya inmeye başladım. Boynunu itina ile emerken artık sıra o göğüs çatalına gelmişti. Dilimi o boşluğa sokmaya başlamıştım ve yukarı-aşağı hareket ettiriyordum. O yumuşak ten, o koku resmen beni hipnotize ediyordu. Sütyenin sıkarak zapt etmeye başladığı o göğüsleri yandan iki elimle hafiften sıkıştırdığımda patalayacak bir balon görüntüsü oluşmuştu. Gamze’ye baktığımda ise gözlerini kapamış, hafiften inliyordu kendi kendine. Demek ki şu an herşey yolunda idi.

Sütyenin sol tarafını aşağıya doğru indirip o içe gömülmüş meme başını görünce hemen dilimle etrafında daireler çizmeye başlamıştım. Bir elimle diğer memesini okşarken, diğer elimle sütyenini tutup meme başını emiyordum. 3 dk felan aralıksız emdikten sonra sütyenini çıkarmaya karar verdim ve memelerini özgürlüğüne kavuşturdum. Sütyen memelerinin alt tarafında iz yapmış ve bende onları öperek iyileştiriyordum aklınca. Gerçekten mükemmel memeleri vardı gamze’nin ve ben doyamıyordum. Artık bir elimi daha aşağıya kutsal kuyuya atma zamanı gelmişti. Önce elimi pijamasının üstünden amının hizasına getirdim ve yavaşça koydum. O an birden irkildi ama ben hemen dudaklarına yapıştım. Amacım naz yapsa bile bunu öperek savuşturmaktı ve bunda başarılı da oldum. Artık pijamasının üstünden ince dokunuşlarla önünü okşamaya başlamıştım.

Biraz zaman geçtikten sonra atağa kalktım ve elimi pijamanın içine sokmaya başladım. Bir eliyle elimi yakalamaya çalıştı ama izin vermedim, öperek onu engelliyordum. Gözleri bu süre içerisinde genelde hep kapalıydı ve bu da benim işimi kolaylaştırıyordu. Elimi kilodunun üstüne getirdiğimde o an acaip şaşırmıştım, çünkü resmen su akıyordu amından 🙂 Pijamanın kalınlığından pek anlayamamıştım ama aşırı ıslanmıştı gamze. Elimle önüne masaj yapmaya başladığım kendini hafiften kasmaya başlıyordu. Bende ona sakin olmasını, kendini bana bırakmasını söyledim. Kilodunun yanından elimi o sulu amına değdirince irkildi ve bana dikkatli olmamı söyledi. Bakire olduğunu ve dikkatli olmamı istedi benden. Öperek ona karşılık vermedim ve merak etmemesini söyledim. Amının dudaklarına nazik dokunuşlarla müdahale ederken, memelerinden birisini de emmeye devam ediyordum.

Bu işe sabah kadar devam edebilirdim ama benim ufaklık boxer’a acaip baskı uyguluyordu. Resmen kopacak gibi olmuştu ve beni rahatsız etmeye başlamıştı itti. Hemen üstümdekileri çıkararak çıplak kaldım ve ona doğru yöneldim tekrardan. 2-3 dk öpüştükten sonra ellerimle pijamasını çıkarmaya hamle yaptım. Bana biraz ıhlı mıhlı birşeyler söylemeye çalıştı ama dinlemedim. Bu saatten sonra durulur mu hiç 🙂 Kilodu ile birlikte pijamasının altınıda çıkardım ve o küçücük kılsız sulu am karşımdaydı. Odanın ışıkları kapalı idi ama sokaktan ve aydan gelen ışık bana bu süper manzarayı görmem için yardımcı oluyordu. Doya doya o ama baktım ve oral yapmak için bacaklarının arasında yerini aldım. Baldırlarının kenarlarına küçük öpücükler kondurduktan sonra o mis gibi amla karşı karşıyaydım. Dilimle amının çevresini dolaştıktan sonra amındaki o suları emmeye başlamıştım. Bazı insanlara tiksindirici gelebilir ama boşalan bir hatunun sularını emmek çok zevklidir. O ekşi tat resmen afrodizyak etkisi yaratıyor bende.

2 parmağımla amının dudaklarını ayırırken, diğer elimin parmağıyla amının ucuna hafiften sokmaya çalışıyordum. Dilimde boş durmuyor klitorisi ile resmen sarmaş dolaş oluyordu. Gamze bu arada kendinden geçmiş bir şekilde inliyor ve bu da beni daha kamçılıyordu. Parmağımı amına yavaştan sokmaya çalıştığımda ise kendini geriye çekti ve bakire olduğu için korktuğunu söyledi. Ben korkma canını acıtmayacağım desemde parmağımı sokmamı istemedi. Bu durumu uzatmanın anlamı yoktu, çünkü bu aşamaya geldiyseniz o da zamanla olurdu çünkü. Bende tamam aşkım, sen nasıl istersem dedim ve öperek onu yüz üstü yatağa uzattım. Artık hedefim o dolgun kalçaları olmuştu. Manzara yine mükemmeldi ve topuklarından okşayarak öpmeye başladım. Öpe öpe yukarılara çıktım ve o göt yanaklarına ulaştım. Çok güzel kalçaları vardı gamzenin ve hafiften iki elimle yoğurmaya başlamıştım bile. Gamze yine gözlerini kapamış, hafiften inleme başlamıştı. Ellerime dairesel şekilde hareket ettirerek yoğuruyordum ve inanılmaz bir keyif alıyordum.

Ellerimle bu sefer götünün yanaklarını ayırdım ve pembe göt deliği ile amı karşımdaydı. Göt deliğini ilk defa böyle yakından görmüştüm ve beni görüntüsü acaip etkilemişti. Bazı insanlar anal seksi sevmez hatta nefret eder ama partneriniz hijyenine dikkat ediyorsa anal seks bir başka olur. İlk önce gamzenin kalçalarını öpmeye başladım ve oradan yavaş yavaş araya kaymaya başladım. Önce amının dudaklarını ayırarak yalamaya başladım ve bir elimle göt deliğinin üzerinde aşağı-yukarı parmağı hareket ettirmeye başladım. Gamze inlemelerine devam ediyordu ve yatağın yorganını sıkıyordu. Birkaç dakika sonra amını yalamaya devam ederken hafiften göt deliğine işaret parmağımla tükürük sürmeye başladım. Bakire olup önden vermezse bile bende arkadan girecektim o zaman. Artık hafiften zamanı geldi deyip o küçük deliğine parmağımı sokmaya başladım.Birkaç milim soktuktan sonra biraz duruyor, ileri-geri yaparak deliğini alıştırmaya çalışıyordum.

Yaklaşık 3-4 cm parmağımı soktuktan sonra belli bir süre parmağımı aynı tempoda sokup çıkarmaya devam ettim. Tahmin edersiniz benim ufaklık zonklamaya başlamıştı bile. Aslında gamze’nin bana oral yapmasını istiyordum başlarda ama götünü alıştırdıktan sonra zaman geçmemesi önemliydi. Çünkü götü o kıvama getirdikten sonra sikmek daha kolaydı. Bende bu yüzden sikimi götünün üzerine getirdim ve göt yanaklarının arasının boşluğa koydum. Kafasına doğru eğilerek sakin olmasını ve bundan çok zevk alacağını söyledim ve dudaklarından öptüm. Ardından o göt yanaklarının boşluğunda ileri-geri gitmeye başladı. Resmen titjob gibi zevkli gelir bana bu hareket 🙂 Artık o götü sikmeye hazırdım ve hafif sikimin başını tükürdüm ve deliğe doğru ilerledim. Parmağımı sikimin başına koyup hafiften ittirmeye başladım ama gamze’nin o küçük deliği sikime hazır değildi sanırım. Biraz daha bastırarak göt deliğine başına sikimin kafasını sokmuştum ama o an yerinden fırladı ve canının yandığını, istemediğini söyledi. İnanır mısınız 5 dk dakika dil döktüm ikna etmek için ama elim sikimde kala kaldım.

Bu moralimi baya bozdu ama yapacak birşey yoktu. Hatunu zaten yatağa atmışım ama şimdi vermese bile ileride verir diye düşündüm. Üstelik hala yatakta çıplaktık ve gece henüz bitmemişti. Bende tekrar gamze’nin dudaklarına yapıştım ve 5 dk boyunca onu okşayarak öpmeye devam ettim. Bu esnada hiç beklemediğim bir anda benim ufaklığı eline aldı ve sıvazlamaya başladı. Aklımda daha önceden bunları yaptı mı yoksa benimle evlilik düşündüğü için kendini bana mı teslim etti diye düşünürken o sıvazlamaya devam ediyordu. Bende boş durmuyor arada memelerini okşayıp emerken, bir yandan da amı ile oynuyordum. Genelde geç boşaldığım için boşalmadan önce bana bana oralın yapmasını istedim ama nedense yapmak istedi. Nedenini sordum, istemiyorum çok büyük bu dedi. Gene 1-2 dk dil döktüm ama gene naza dökmüştü işi hatun amk.

Bende o zaman sürterek boşalmak istiyorum dedi buna itiraz etmedi. Bacaklarını belime makas şeklinde doladı ve bende sikimle amına badana çekmeye başlamıştım. Aslında şeytan amının yarığı üzerinde sürtürürken birden sok orospuya dedi ama dinlemedim. Dedim ya hiçbirşeyi zorla yaptırmak istemiyordum, çünkü tek taraflı olursa bir iş o kadar çok keyif vermez.Birkaç dakika amının üstünde sürterken o muhteşem göğüsleride elleyerek boş bırakmıyordum. Artık boşalma zamanın geldi ve o ayva göbeğine oluk oluk patladım. Menilerin bir kısmı göğüslerine ve boynuna kadar gelmişti. Biraz soluklandıktan sonra dudaklarından öptüm ve banyodan ıslak peçete almaya gittim. Gamze’nin üzerindeki döllerimi silip tekrar öptüm, duşa girmeyi teklif ettim. Yorgun olduğu için istemediğini söyledi ve ben tek başıma duş aldım. Döndüğümde yarı uykulu şekilde bana döndü ve ilk defa böyle birşey yaşadığını, kendisi hakkında yanlış şeyler düşünmemi istedi. Bende dudaklarından öperek öyle şeyler düşünmediğimi söyledim ama içimde tahmin edersiniz tilkiler tur atıyordu. Geç vakit olduğu ve gamze yorgun olduğu için daha fazla sevişmeden o gece yattık.

Şimdilik burada noktalayalım, harbiden çok uzun yazıp kafa şişirmişim. Geri kalanları başka bir haftasonu yazarım artık. Herkese selam, 31’e devam.

Banyomdaki Adam

Okul bittikten sonra iyi bir işe girdiğimde yaptığım ilk şey, ailemle yaşadığım evden ayrılıp bir eve çıkmak olmuştu. Taşındığım ev şehrin merkezinde eski bir apartman dairesiydi ama bekar yaşayan biri için idare ederdi. Zaten ev sahibi de masraf yapacak durumu olmadığından benim gibi bekarlara kiraya veriyordu evini. Taşındığım ilk hafta, apartmanın kapıcısı Murat abi dışında henüz kimseyi tanımıyordum ama karşı komşumun tek başına yaşayan beyaz saçlı yaşlı bir amca olduğunu görmüştüm. Sonraki hafta içi izinli olduğum bir gün, onu elinde pazar filesiyle dairesine girerken gördüğümde selam vermiştim. “Hayırlı olsun oğlum, yeni taşındın değil mi?”, diye sormuş, ben de “Evet geçen hafta taşındım”, demiştim. Kapı önünde biraz sohbet edip işim ve ailem hakkında birkaç soru sorduktan sonra beni çay içmeye davet etmişti. “İşler yoğun ama bir ara mutlaka gelirim”, demiştim. Bazen markete inerken kapısı çalıp herhangi bir ihtiyacı olup olmadığını soruyordum, önceleri benden çekinse de daha sonra ufak tefek bir şeyler ısmarlamaya başlamıştı. Büyüğüm olduğu için Recep amcaya yardım etmekten mutlu oluyordum ben de. O da, “Bir şeye ihtiyacın olursa mutlaka söyle, bekar evinin eksiği hiç bitmez, bende varsa hemen veririm oğlum. Eşim vefat ettiğinden beri evdeki eşyaların birçoğunu kullanmıyorum zaten”, demişti.

Ağustos ayında bir gün, banyodaki borular alt kata su sızdırmaya başlayınca altımdaki komşu gelip sanki bunu ben bilerek yapmışım gibi bir araba laf sayıp gitti. Hemen ev sahibini aradım, “Tamam Erdem, tamirci göndereceğim hemen”, dedi. Gelen tesisatçı, epeyce bir uğraştıktan sonra, “Borular eski, bunların değişmesi lazım. Hallederiz ama en fazla bir haftalığına banyoyu kullanmayacaksın, bir hafta banyo yapmasan da bir şey olmaz”, dedi sanki ona fikrini sormuşum gibi. Ben her gün duş almadan evden çıkmayan biriydim, yaz geldiğinde bazen günde iki ya da üç kez duşa aldığım da olurdu. Yazın en sıcak dönemindeydik üstelik, ne yapabileceğimi kara kara düşünürken birden aklıma Recep amcadan banyosunu en azından sabahları kullanıp kullanamayacağımı sormak geldi. Recep amca, “Tabi ki kullanırsın oğlum, sormana bile gerek yok. Ama benim sabah uykum biraz ağırdır, sen al bu anahtarları istediğin gibi gir banyoyu kullan”, deyince benim için sorun çözümlenmişti. Tamirciler epeyce fayans kırıp dökerek boruları değiştirdiler ve banyonun adeta Arabistan çölüne dönüştüğü bir hafta böylece başlamış oldu.

İşe gitmek için sabah 7:30’da uyanmam yetiyordu çünkü sakarya escort ev merkezde olduğu için en fazla yarım saatte işyerinde oluyordum. Kalkıp banyo malzemelerini ve o gün giyeceğim çamaşırları hazırladım, doğruca karşı daireye geçtim. Ortalık sessizdi, Recep amca yatak odasında hala uyuyor olmalıydı. Banyoya girmeden önce Recep amcanın yatak odasının kapısının kapalı olduğunu gördüm. Banyoya girip soyunmak için banyo kapısını kapatmaya çalıştım, tam kapanmıyordu. Çok da umursamadım, ne de olsa Recep amca uyuyordu. Recep amcanın banyosunda benimki gibi duşa kabin değil küvet vardı ama perdesi yoktu. Tavana baktım, perde takılmak için boru da geçiyordu ama Recep amca heralde bununla uğraşmak istememişti. “Yaşlı insan tabi, perde söküp takarken düşüp bir yerini kırmaktan çekiniyordur”, dedim içimden. Küvete girdim, suyun keyfini çıkardım. Sabahları duşta otuzbir çekmek gibi bir alışkanlığım vardı. Suyun altında zevkten dört köşe olduğum için yabancı bir evde olduğumu unutup bir güzel de otuzbir çektim. Boşaldığımda nerede olduğumun farkına vardım ama neyse ki Recep amca hala uyuyor olmalıydı. Küvetin yan duvarına fışkıran spermlerimi akıttım, küveti temizledikten sonra çıkıp giyinmeye başladım. Banyodan çıktığımda Recep amcanın odasına baktım tekrar, şaşırdım, kapı aralıktı. “Ben banyoya girerken kapalıydı oysa ki”, diye düşündüm ama çok da önemsemedim. Yaşlı insanlar çok sık tuvalete kalkıyordu, rahmetli dedemden biliyordum. Heralde ben yıkanırken Recep amca da uyandığında küçük tuvaleti kullanmıştı.

Ertesi gün de Recep amcanın banyosuna girdiğimde şeytan yine dürttü beni. “Nasıl olsa küveti kirli bırakmıyorum” diye düşünerek suyun altında gözlerimi kapatıp yine otuzbir çekmeye başladım. On dakikada boşalmıştım, sonra yıkanıp, temizlenip çıktım küvetten. Eşyalarımı alıp eve dönmüştüm ki saatimi Recep amcanın banyosunda unuttuğumu fark ettim. Yaşlı adamı uyandırmadan usulca kapıyı açıp içeri girdim. Banyo koridorun sonundaydı, koridora girdiğimde banyonun ışığının açık olduğunu gördüm ama kapı da açıktı. Heralde çıkarken kapatmayı unuttum diye düşünürken, açık olan kapıdan Recep amcayı gördüm. Sırtı bana dönük halde küvetin yanına diz çökmüştü. Hasta olduğunu, belki de kusmak için küvete eğildiğini düşündüm. Oysa biraz daha yaklaşınca yaşlı adamın yüzünü küvetin kenarına yaslayarak diliyle bir şeyleri yaladığını gördüm. O kulakları ağır işittiği için beni görmemişti ama ben gördüklerim karşısında şoke olmuştum. Küvetin kenarına damlamış, temizlemeyi unuttuğum spermleri yalıyordu. Ben boşalırken bazen fazla uzağa attırdığımı biliyordum ama küvetin kenarına attırdığımın da farkında olmadığımdan orayı görüp temizlememiştim. Sessizce geri geri gidip geldiğim gibi çıktım evden.

Ertesi sabah işe mecburen duş almadan gittim. Önümde banyo yapamayacağım üç gün daha vardı. Hamama filan da gitmek istemiyordum, bana hamam, yüzme havuzu, kaplıca tarzı yerler hiç hijyenik gelmiyordu. Otele gideyim ben en iyisi diye düşünmeye başladım akşama doğru çünkü belki de psikolojik olarak leş gibi ter koktuğumu filan düşünmeye başlamıştım. Eve uğrayıp iki üç günlük kıyafet ve lazım olan şeyleri alıp yakınlardaki bir otele yerleşecektim. Eve girdikten on dakika sonra kapı çaldı. Kapıda Recep amca vardı. “Nasılsın Erdem oğlum? Seni merak ettim, dünden beri hiç uğramadın da…”, diyordu. “İşler yoğun Recep amca”, diye kestirip attım. Ben davet etmeden içeri girmeyen adam paldır küldür içeri girmişti. “Saatini banyoda unutmuştun önceki gün. Bugün de almadığına göre banyoyu kullanmadın heralde…”, dedi. “Yok, kullanmadım”, dedim. “İstersen şimdi kullanabilirsin”, dedi, “Bu sıcaklarda insan çok terleyebiliyor”. Recep amca da ter koktuğumu anlamış olmalıydı. “Ben birkaç günlüğüne arkadaşımda kalacağım”, dedim, içeri gidip bana verdiği anahtarları getirdim, “Buyrun anahtarlarınız, teşekkür ederim Recep amca”. Recep amca bende bir gariplik olduğunu fark etmiş gibiydi, endişeyle yüzüme baktı. “Gitmeden bir konuşalım mı senle?…”, diye sordu. “Acele çıkmam lazım, sinemaya gideceğiz bu akşam”, diye yalan söyledim. “Peki”, dedi.

İki gün sonra işten eve döndüğümde banyom tekrar kullanıma hazırdı. sakarya escort bayan Gidip soyundum, sabah otelde duş almıştım ama fazla duştan zarar gelmezdi. Duşa kabine girdim, suyu açtım, bir güzel baştan ayağa köpürte köpürte sabunlandıktan sonra suyu kapattım. Duş jelinin kokusunu içime çeke çeke gözlerim kapalı bir halde otuzbire başladım. Benimki tam da iyice kalkmışken, bir gıcırtı duyarak irkildim. Duş kabinin kapısı açılmış gibi gelmişti. Yüzüm gözüm sabun olduğu için elimi uzattım ama kapıya dokunamadığımı görünce kabin kapısının açıldığına ikna oldum. Ben el yordamıyla suyu açmak için musluğu ararken bir el sikimi kökünden kavradı. “Korkma”, dedi tanıdık bir ses, “Seni rahatlatacağım şimdi, suyu açma sakın”. Bu Recep amcanın sesiydi. Ben duşta sabuna basıp düşüp kafayı vurdum, hayal görüyorum diye düşünürken Recep amca iki elini birden kullanarak sikime öyle harika bir masaj yapmaya başladı ki gördüğüm bu rüyanın bitmesini kesinlikle istemiyordum. Boşalmak üzereydim, birden musluk açıldı, Recep amcanın penisime soğuk su tuttuğunu hissettim. Soğuk su boşalma isteğini aniden durdurmuştu fakat sonra daha feci bir şey oldu. Islak bir ağız penisimin başını içine alarak emmeye başladı.

Bunun rüya olmadığından artık emindim ama Recep amcayı durdurmak aklıma bile gelmiyordu artık. Sikimi öyle ustalıkla emiyordu ki, birkaç sefer gittiğim hayat kadınından bile daha başarılıydı. Boşalmak üzereydim artık ve daha faza tutamayarak Recep amcanın ağzını doldurmaya başladım. Ben boşalırken o dudaklarıyla daha da ateşli yapışmıştı sikimin başına, attırdığım dölleri yutkuna yutkuna midesine indirdiğini hissedebiliyordum. O anda üzerime bir pişmanlık çöktü, buna nasıl olup da izin vermiştim. Musluğu açıp üzerimdeki sabunlardan temizlendim, gözlerimi açtığımda karşımda ürkek ve utangaç bir şekilde yere bakan Recep amca vardı: “Özür dilerim oğlum, inan dayanamadım…”. Sanki az önce azgın bir şekilde bana oral yapan o değilmiş gibiydi. “Sen nasıl girdin içeri?”, diye sordum. “Sen gideceğin gün bana vermek için anahtarlarımı ararken kapının yanında duran yedek anahtarları almıştım duvardan…” Utancımdan ben de onun gözlerinin içine bakamıyordum. “Tamam, şimdi çıkıp gider misin evimden?”, dedim. “Peki”, diyerek sırtını dönüp giderken,”Anahtarlarımı da aldığın yere koy çıkarken…”, diyebildim sadece. Ev sahibini aradım o akşam geç bir saatte, “Beni şirket şehir dışındaki bilgi işlem merkezine yolluyor abi, evi boşaltıyorum iki haftaya kadar”, dedim. Ve hemen o gün ev aramaya başladım. Bir hafta içinde de taşınacağım yeni apartman dairesini de bulmuştum.

Gitmeden bir gün önce kapı çaldı. Açtığımda Recep amca vardı karşımda. escort sakarya “Kapıcı taşınacağını söyledi Erdem”, dedi kırılgan bir sesle, “Gitmeden önce senine konuşmak istedim… İçeri gelebilir miyim?” Yaşlı adam epeyce üzgün görünüyordu, “Tamam gel içeride konuşalım”, dedim. Apartmanın içinde gider ayak rezillik olmasını istemediğim için Recep amcayı içeri çağırmıştım. “Seni huzursuz ettiysem beni affet oğlum”, diye söze başladı, “Çok özür dilerim. Haklısın, yaptığım çok ama çok kötü bir şeydi, biliyorum ama gerçekten de dayanamadım, kendimi tutamadım oğlum. Eşimi kaybettiğimden beri yalnızdım, belki inanmayacaksın ama ona da bu özel durumumu söylemiştim. Önce kızmıştı ama sonra hiçbir şey yapmadığımı, onunla evli olduğum sürece de asla yapmayacağımı söyleyince beni affetmişti. Beni severdi Gülden”. Recep amca bana eşcinsel olduğunu itiraf ediyordu resmen. “Recep amca, sorun etme, tamam. Bunları bana anlatmana filan gerek yok. Sen öyle olabilirsin, ama ben eşcinsel değilim”. Recep amcanın yüzüne acı bir gülümseme yayıldı. “Ben sana eşcinselsin demedim ki oğlum. Ben sadece kendi durumumu izah etmek istedim sana hepsi bu… Eğer seni rahatsız etmeyecekse, sana vedalaşmak için son bir kez sarılabilir miyim?”

O anda çok tuhaf ama bir ayağı çukurda olan Recep amcayı yine de kırmak istemedim. Yaşlı adam bana sarılıp kollarını vücuduma doladı, başını göğsüme koyup ağlamaya başladı. Onun için üzüldüm, teskin etmek için ben de kollarımı ona doladım. “Tamam, geçti, affetim seni”, dedim. Başını kaldırıp gözlerime baktığında o ana kadar hayatımda yaşadığım en tuhaf şey oldu, bedenimin kontrolünü kaybetmiş gibi dudaklarına yapıştım. Deliler gibi öpüşüyorduk Recep amcayla. Az sonra koltuğa uzanmış pantolonumun kemerini çözerek sikimi yeniden ağzına almıştı. Duyduğum heyecanı ve zevki anlatabilmem imkansızdı. O gece Recep amcanın ağzına da, deliğine de defalarca boşaldım… Ertesi sabah, yatağımda uyandığımda, Recep amca çoktan gitmişti. Kolilenmiş eşyalarımla dolu koridoru geçip salona gittiğimde yemek masasının üzerinde Recep amcanın anahtarları ve bir de not duruyordu. “Lütfen gitme”, yazıyordu notta ve altına küçük bir kalp çizmişti. Hemen ev sahibini aradım: “Abi şirketin planları değişti, beni yollamaktan vazgeçtiler. Kiracı bulmadıysan kalıyorum”, dedim. Bu arada yeni apartmana ödediğim kapora da böylece yanmıştı ama umurumda değildi artık. Masanın üzerindeki anahtarları alıp karşı daireye geçtim. Recep amcanın yatak odasının kapısını araladım ve soyunup yatağına girdim. Ona arkadan sarıldığımda sikim çoktan sertleşmişti bile. Poposunun yanaklarını ayırıp yavaşça içine kaydırdım… Bugün Recep amcayla hala karşılıklı evlerde oturuyoruz. İlişkimizi kimse bilmiyor. Eşcinselliğin lafı bile edilmiyor, bunu sorgulamıyoruz da, sadece zevk aldığımız şeyleri yapıyoruz beraber hepsi bu.

BABANIN GÖREVİ 18

Aradan geçen iki saatin ardından tüm vücudum o anların etkisindeydi. sakarya escort Barkın’ın bana yaklaşımı, dokunuşu, bakışı… Herşeyi farklıydı. Onun gözlerine her baktığımda babasını görmem tesadüf olamazdı.
Bir arkadaşımla görüşmek için dışarı çıktığımda sanki cennettimden çıkmış gibi oldu. Dışarıdaki hava bile ilk anda yabancı gelmişti. Midemde kelebekler uçuşuyordu adeta. İçimdeki sıcaklığını her düşündüğümde ıslanıyordum. Bu yüzden de çok düşünmemeye çalışıyordum.
Arkadaşımla buluştuğumda, hala bunun etkisi altındayım. Farketmesi kısa sürmedi.
“Hey, beni dinliyor musun?” diye sordu, gözleri dikkatlice bana bakıyordu.
Hemen kendime gelip; “Evet… Şu hamilelik yüzünden…”
Bakışı, endişeli olmaktan bir anda uzaklaşıp yumuşamıştı.
“Ah canım benim! Ne kadar seviniyorum bir bilsen. Sendeki değişimi de görmen lazım, sakarya escort bayan resmen yanakların pembeleşmiş!” dedi. Ses tonundaki neşe, beni de neşeli yapıyordu.
“Evet… Öyle oldu galiba…” dedim, aslında o pembelik hamilelikten değil, daha başka sebeplerdendi ancak bunu açıklayamazdım. Aşık olmak gerçekten farklı bir histi, yıllar sonra yeniden hissettiğim için çok mutlu olduğum bir duygu. Bir de kendi yarattığın erkeğine aşık olmak… Bu işte zirveydi, daha üstü yoktu, olamazdı.
“İyisin iyi…” dedi gözlerime bakarak, yüzü gülüyordu. Beni böyle görmeyeli uzun süre olmuştu, hem de son dönemdeki stresim yüzünden iyice çevremden kopmuştum. Bu görüşme çok iyi gelmişti.
“Senden ne haber? Hiç anlatmıyorsun.” dedim çayımdan bir yudum alırken.
“Ne anlatayım işte, aslında hayatımda bir şeyler değişsin istiyorum ama…” escort sakarya derin bir of çektikten sonra devam etti; “Ne bileyim… Değişmiyor. Değişecek gibi de gözükmüyor.” dedi. Morali bozuktu.
“Hayır… Senin canını sıkan başka bir şey var. Bana söylemelisin. Ne oldu?” dedim endişeli gözlerle ona bakarken.
“Nasıl anlatacağımı bilemiyorum…” dedi.
Uzanıp ellerini tuttum. Onun böyle olması beni çok kötü yapmıştı hem de benim için bu kadar sevinmesini gördükten sonra…
“Lütfen… Anlat, rahatlarsın. Çözüm bulamasak bile konuşmuş oluruz.” dedim.
“Sanırım Alper beni aldatıyor…” dedi, sesi gerçekten de çok kötü geliyordu. Derinlerindeki acıyı anlayabiliyorum, hissedebiliyordum. Aslında bir yandan onun acısını anlamak değildi benimkisi, ben de aynısını bir başkasına yapıyor muydum acaba…
“Emin misin?”
“Evet, telefonda mesajlarını yakaladım.” dedi. Gözlerinin dolmaya başladığını görünce hemen çantamdan bir mendil çıkardım ve ona verdim. Göz yaşlarını silerken, burnunu çekti. Ona çok üzülmüştüm. İlk defa onu böyle görüyordum çünkü.
“Bilmiyorum… Ne yapacağımı bilmiyorum…” dedi, üzgün bir halde.
Aslında neden aldatıldığını bilmiyordum. Hiçbir kusuru yok gibiydi. Kızıl, uzun saçları vardı. Ortalama boyutlarda, güzel ve dik göğüsleri vardı. 38 yaşında bir kadına göre çok güzel bir vücudu vardı. Kıvrımlı kalçaları ve uzun bacakları vardı. Ancak yine de aldatılmıştı işte… Benim yapmak için bahanem vardı belki de, ama onu… Bilemiyordum.
“Neden böyle bir şey yaptı?” dedim, aslında çok gereksiz bir soru sorduğumu biliyordum ama ne diyeceğimi de tam olarak kavrayamamıştım. İlk defa böyle bir durumla yüz yüze kalıyordum. Meltem gerçekten çok iyi niyetli biriydi, her zaman yanımda olmaya çalışırdı ama yine de… Bu durumda ona nasıl yardım edebilirim, nasıl onun yanında olabilirim bilmiyordum.
“Bilmiyorum…” dedi. Çok çaresiz gözüküyordu. İçimden neler geçiyordu ama hiç bir şey söyleyemiyordum. Böyle bir durumda olmanın ne demek olduğunu ben de çok iyi biliyordum. Aslında kötü olan, bunu ben de ona yapıyordum galiba. Ancak benimki çok daha farklıydı. Benimki bir görevdi… Aslında bu biraz kendini kandırmak oluyordu sanırım, bu görevden de öteydi… Bu aşktı… Bu tutkuydu…
“Üzme kendini…” dedim. Aslında hiç bir işe yaramayacağını bilmeme rağmen.
“Çok yalnız hissediyorum kendimi, tamamen terk edilmişim gibi geliyor. O kadar kötü ki… Hiç beklemiyordum. Daha da kötüsü sorduğum zaman inkar edecek, bunu da adım gibi biliyorum.” dedi. Haklıydı, çoğu erkek zaten böyle bir şeyi kabullenmezdi.
O gün aklımı çok kurcalayan konularla geçti. Ancak yine de, o zaman onun için gerçekten üzülmüştüm.
“Barkın olduğu için çok şanslısın, yalnız bırakmıyor seni…” dedi üzüntülü bir sesle.
“Evet…” dedim. Aslında bu çok daha derin manası olan bir ifadedeydi. Barkın benim ruhumdu, kalbimdeki atıştı, nefesimdi… Ateşimdi… Suyumdu… O olmasa, neler yapardım bilemiyorum. Onunla, bu son olanlardan sonra asla ama asla bu Dünya üzerinde üzülebileceğim bir konu olduğunu düşünmüyordum. Sonra aynı olayın başıma geldiğini düşündüm… Ya benden sıkılırsa? Ya benden başkasına giderse…
Hayır…
Gidemezdi, içimde derinlerde bir yerde bir anda kıskançlık tohumları yeşermişti. Kendi kocamı bile bu kadar kıskanmıyordum ama o çok farklıydı…
Hem de çok…

Garip Fabrika – 9

Eve girmiştim. Işıklar sönüktü. Saat çok geç değildi ama annemle babam uyumuşlardı. Koridorun ışığını yaktım. Yatak odalarının kapısını açtım sessizce. Uyuyorlardı. Üzerlerinde örtü vardı. Ama bir dakika o ne. Babamın ayakları örtünün dışındaydı ve siyah ince çorap vardı ayaklarında. Aklıma bir şey geliyordu ama yok canım daha neler.
Kapıyı kapattım ve yatağıma geçtim. Aklıma kuşku düştü babamı öyle görünce aklıma tek bişey geldi. Bu düşüncelerde uyuyakalmıştım.
Sabah uyandığımda hazırlandım ve çıkmadan şöyle bir annemlerin odasına baktım. Üzerlerinde olan örtü sıyrılmıştı. Babamın üzerinde siyah ince çorap ve bekaret kemeri vardı. Ahmet ustanın bana taktığından. Annemde ise ten rengi çorap vardı. Hemen çıktım ve arabaya atladım işe gittim. Aklımdan gördüğüm sahne çıkmıyordu. Masama geçtim. Annemle babamın böyle bir fantezisi yoksa geriye tek bir seçenek kalıyordu aklımda. Bilgisayarımı açtım. Ahmet ustayı gördüm camdan. Onu görünce sanki deliğim kaşındı ve özlediğimi fark ettim. Ahmet usta odasına gitti. Kafamdaki sorular ve içimdeki tutku dayanamadım, kalktım odasına gittim.
Kapıyı tıklattım.
A: Gel.
Ben hemen kapıyı açtım ve içeri girdim.
A: Hoş geldin güzelim.
B: Hoşbuldum efendim.
Ben duramadım ve direk gidip önünde diz çöktüm.
A: Bak senn çok özlemişizz?
B: Evet efendim çok özledim.
A: Tam orospusun sen var ya. Genlerinde var senin.
Ben anlamamıştım ne demekti bu şimdi. Ahmet usta kemerini escort sakarya çözdü ve penisini çıkardı. Ağzıma verdi ve kafamı bastırmaya başladı. Çok güzeldi. Sömürürcesine yalıyordum penisini. Telefonu çıkarıp videoya aldı beni.
A: Soyun şimdi kıvırtarak.
Ben önünde kıvırtarak üzerimdekileri çıkarmaya başladım. Video kaydı devam ediyordu. Çoraplarım kalacak şekilde soyundum.
A: Ooo bu yeni mi? Beğendim bu çorabı.
B: Evet efendim hoşunuza gitmesine sevindim.
A: Domal bakayım şu masaya.
Ben hemen domaldım. Deliğime tükürerek içime girdi. Beynim uyuşmuştu. Kendimi masaya bıraktım ve inlemeye başladım. Videoya çekiyordu hala.
A: Orospum benim özlemişim.
B: Bende efendim çok özledim sikin beni.
Hızlı hızlı gidiyordu içimde.
A: Anneni de sikicem senin.
B: Sikin efendimm.
A: Babanı da senin gibi yapıcamm.
B: Yapın efendim karınız yapın orospunuz yapın benim gibi AAAHHHH.
A: Yaptım zaten orospu. Genlerinde var diye boşuna demiyorum sana.
Videoyu durdurdu. Üzerime doğru uzanarak girip çıkmaya devam etti.sakarya escort Telefonu kafamın önüne getirip videoyu whatsapptan anneme gönderişini izletti bana. Daha sonra galeriye girdi. Galeride annem ve babamın çıplak, çoraplı ve sikilirken fotoğrafları vardı. Daha sonra önümde annemi sikerken babama çektirdiği video vardı. Ten rengi jartiyer çorap giymişti annem ve bacakları efendimin omuzlarında sallanıyordu. Göğüsleri ileri geri gidiyordu. Çığlıklar atıp inliyordu. Sik beni kocacım , sik beni efendim diye bağırıyordu. Daha öncesinde böylesine sikilmediğine eminim. Bu videoyu geçtikten sonra bu sefer annemin babamı sikilirken çektiği videoyu gösterdi. Dudaklarında ruj vardı babamın ve siyah külotlu çorap vardı üzerinde. Bekaret kemeri takılıydı. İnliyordu babam, gözleri kayıyordu. Ahmet usta sert bir biçimde sikiyordu.
A: Oğlunu ve karını kadınım yaptım. Şimdi sıra sende. İstiyor musun orospu.
Babam : Evet efendim bende istiyorum.
A: Haahahh orospular sizi. Orospuluk sizden oğlunuza geçmiş. Değil mi köpekler ?
Annem ve babam hep bir ağızdan “EVET EFENDİM” dediler. Ben bunları görünce daha çok sikilme arzusu uyandı içimde. Daha çok itaat duygusu. Kendimi efendime doğru ittirdim. Çığlık çığlığa inliyordum. Ahmet usta penisimi tutup 31 çekti, içimde gidip gelirken. Böğürerek boşaldı içime ve beni de boşalttı masaya. Deliğimden çıkmadan çekmeceden çıkardığı delik tıkacını penisini çekerek hemen yerleştirdi içime. Deliğimin hava alması ile kapanması bir oldu. Popomu tokatlaya tokatlaya masayı yalattı bana ve kendi spermlerimi yaladım.
A: Aferin köle. Özlemişim seni. Akşam misafir olacağım size.
B: Bende sizi özledim efendim. Teşekkür ederim içimi doldurdunuz.
Akşam bize gelceğini duyunca gözlerim parladısakarya escort bayan ama neler olcaktı acaba. Bu sırada mesaj geldi ve Ahmet usta telefonu bana tuttu. Mesajda annem: “ Oğlumu da karınız yapmışssınız efendim. Akşamı dört gözle bekleyeceğiz. Kocamla beraber çok özledik sizi. “ .
A: Annen tam bir orospu. Dün defalarca boşaldı hala yarrağımdan vazgeçmedi.
Ben bir şey diyemedim. Üstümü giyindim ve penisini yalayarak temizledim. Odadan çıktım.

Dracula’nın Oyuncağı

1897 senesinin kışıydı. Bir iş seyahati nedeniyle Avrupa’nın doğusunda daha önce hiç duymadığım bir ülkeyi ziyaret edecektim. Uzun bir gemi ve bir de tren yolculuğundan sonra nihayet karlarla kaplı dağlık bir bölge olan Transilvanya’ya ulaşmıştım. Biraz dinlenip karnımı doyurmak için bir öğleden sonra ulaşmam gereken şatoya yakın sayılabilecek bir orman köyünde küçük bir hana girdim. Ben dindar biri değildim ama o köyde böylesine tutucu insanlarla karşılaşacağım da aklıma hiç gelmemişti. Handa neredeyse herkesin boynundan sarkan gümüş haçlar yetmiyormuş gibi bir de kapı ve duvarlara asılmış olan tahtadan haçlar ve ikonalar vardı. Bir hana mı yoksa küçük bir kiliseye mi girdiğime emin olamamıştım. Ayrıca bu tuhaf insanların hepsinin de gözü de üzerimdeydi, sanki orada olmamdan hiç memnun değillermiş izlenimi veriyordu bu bakışlar. Ziyaret edeceğim müşterim soylu bir beyefendi olduğundan ve ziyaretime uygun bir kılıkla karşısına çıkmak istediğimden giyimime azami özen göstermiştim. Günün modasına uygun giyimimle o köyde birden bire ortaya çıkmış olmam da tuhaf karşılanmış olabilirdi. Üzerimdeki bakışlara aldırmadan bir masaya oturup yiyip içecek bir şeyler söyledim kendime.

Siparişimi az sonra getirip masama bırakan han sahibi, “Köyümüzü ziyaret etme amacınızı sorabilir miyim bayım?”, diye sordu bana. Bana biraz küstahça gelmişti bu. Ziyaret edeceğim müşterim her şeyin gizlilik içerisinde yapılmasını istediğinden bir şeyler uydurmam gerekiyordu: “Ben tarihçiyim, ülkenizde bulunan tarihi şatolar ilgimi çekiyor. Bunları görüp resimlerini yapmak için burada bulunuyorum”. Yanımdaki kıymetli evrak çantasını bir resim dosyası sanması da işime gelirdi. Fakat adamın yüzünde korku dolu bir ifade oluştu: “Hangi şatodan söz ediyorsunuz?…”, diye sordu. “Yakınlarda bir tane olduğunu duymuştum. Beni oraya götürebilecek bir arabacı bulabilir misiniz?…”, diye sorduğumda hana bir sessizlik çökmüştü. Han sahibi: “Bakın bayım”, dedi, “Bahsettiğiniz bölge çok tehlikeli bir yerdir, hem neredeyse akşam oluyor. Sizi bu saatte oraya götürebilecek kimseyi bulamazsınız. Özellikle de gün battıktan sonra o civarda dolaşmasanız sizin için daha iyi olur”. Merakla neden böyle söylediğini sordum. Adam bir süre lafı geveledikten sonra: “Bu gece inananlar için dini bir gecedir, denir ki bu kutsal gecede her tür kötülük ortaya çıkar ve dışarıda olan hiç kimse güvende değildir. Bizler de evimizde kalıp bütün gece bizleri kötülüklerden koruması için azizlere dua ederiz…”

Ona böyle hurafelere inanmadığımı gaziantep escort bayan söylediğimde, han sahibi: “Hayır bayım hayır, bunlar hurafe değil, gerçeklerdir. Bunu sakın boynunuzdan çıkarmayın”, diyerek cebinden çıkardığı gümüş bir haçı boynuma takmaya çalıştı. Ben adamı kırmamak, biraz da çevremde oturan kalabalığı inançsızlığımla kışkırtmamak için teşekkür ederek buna razı oldum ama beni bir an evvel şatoya götürecek kimse olmaması da canımı sıkmıştı. Çünkü işimi bitirip bir an önce Londra’ya, nişanlımın yanına dönmek istiyordum. Yerimden doğrulup yüksek bir sesle, “Bu akşam beni yakınlardaki şatoya götürecek olan bir arabacı varsa ona yüklü bir fiyat ödemeye hazırım”, dedim korkusuzca ama çıt çıkmıyordu. Han sahibi, “Bayım, gelin bu gece burada kalın, yarın gün ışığında yolculuk yaparsınız. Hem gideceğiniz yol uçurumlarla dolu tehlikeli bir dağ yoludur, bu karanlıkta herhangi bir kaza yaşamanızı istemeyiz”, diyerek beni o gece handa kalmaya ikna etti. Yemekten sonra bana odamı gösteren adam bana iyi geceler diledikten sonra odadan çıkmadan evvel pencereleri kontrol edip bir tahta haçı da pencerenin koluna asıverdi.

Hancı kapıdan neredeyse gaziantep escort çıkar çıkmaz biraz da öfkeyle astığı tahta haçı oradan indirdim ve içeriye biraz temiz dağ havasının dolması için penceremi araladım. Karanlık bastırmak üzereydi. Potinlerimi, çoraplarımı ve buruşmaması için giysilerimi çıkarıp içliğimle yatağa uzandım, yatak oldukça rahat sayılırdı. Uzun yolculuğumun bütün yorgunluğu sanki aniden üzerime çökmüş gibi hissederek uykuya daldım. Gözlerim kapanırken odanın bir köşesinde beliren uzun boylu bir gölgenin yatağıma doğru yaklaştığını hissettim ama kolumu kaldıramayacak kadar güçsüz ve uykulu idim. Gölge ayak ucuma yanaşarak çömeldi ve ayak parmaklarımın arasında kocaman sıcak bir dilin dolaştığını hissettim. Ayak parmaklarımı emip yalayarak üzerimde yukarı doğru sürünen gölge, bacaklarımı, cinsel organımı, göbeğimi ve göğüslerimi okşayarak üzerime binmişti. Hiçbir uzvumu kımıldatamıyordum ama aynı zamanda üzerimdeki bu ağırlık hoşuma gidiyordu. Nişanlımla evlenmediğimiz için hiçbir cinsellik yaşamamıştık, sadece kulaktan dolma bazı bilgilere sahiptim o kadar. Gölge boynuma kadar ulaştığında aniden hırçın bir kedi gibi tısladı ve tıpkı geldiği gibi ama hızla üzerimden çekilip kayboldu. Pencerenin çarpma sesiyle uyandım. Odadaki mum da sönmüştü. Dışarıda hava bozmuş olmalıydı.

Kalkıp pencereyi kapattım, yatağıma dönmek escort gaziantep üzereyken kapıda bir tıkırtı duydum. “Bayım, konuşabilir miyiz?”, diyordu bir adam. Açıkçası oldukça geç bir saatte kapıma gelen bu kişinin belki de boğazımı kesip vaat ettiğim paraları almak için gelmiş bir hırsız olabileceğini düşündüm. Ama adam, “Sizi istediğiniz yerin yakınına götürebilirim”, deyince bunun benim için bir fırsat olduğunu düşünerek kapıyı araladım. “Hemen şimdi mi?”, diye sordum. “Evet, kimse uyanmadan gitmemiz gerek yoksa ikimizin de gitmesine izin vermezler”. Sessizce giyinip aşağıya indim. Aşağıda iki atın çektiği küçük bir fayton beni hazır bekliyordu. “Bayım, önce ücreti alabilir miyim?”, diyordu adam. “Önce yarısını veririm, oraya varınca da diğer yarısını alırsın”, dedim, pek mutlu olmamış gibiydi ama mecburen kabul etti. Az sonra ulu ağaçlarla çevrili karlı bir orman yolunda ilerliyorduk.

Faytonun penceresinden dışarı baktığımda sanki uçsuz bucaksız bir karanlığın içine düşüyormuşuz hissini yaşıyordum. Ortalık önceleri son derece sessizdi, derken kurt ulumaları işitmeye başladım. Az sonra sürücü aniden atlı arabayı durdurdu ve “Bayım, yolun bundan sonrasını yaya olarak devam etmelisiniz”, dedi elime bir yağ lambası tutuşturarak. Arabadan indiğimde gerçekten ıssızlığın ortasında olduğumu gördüm, etrafta ağaçlar ve kardan başka bir şey yoktu. “Ne tarafa yürüyeceğim”, diye sordum. Adam zifiri karanlığa doğru eliniz uzattı, “Oraya”, dedi korkuyla. “Ben ortada şato filan görmüyorum, ya beni kandırıyorsan?…”, dediğimde kurt ulumaları daha da yakından duyulmaya başlamıştı. Biraz uzakta insana benzeyen ama daha uzun boylu bir figür görür gibi oldum ama gözlerimi açıp kapattığımda orada değildi. Adam aniden yüzü bembeyaz olmuş bir şekilde, “Paranı istemiyorum, dediğim yoldan ilerle, azizler seni korusun!”, diyerek arabasını geldiğimiz yöne doğru sürerek kısa sürede gözden kayboldu. Artık tek başımaydım.

Bana saatlerce sürmüş gibi gelen bir yürüyüşün ardından uzaklarda ağaçların ve aniden bastıran sisin arasından yükselen, şatoya benzer bir yapı gözüme çarpmaya başlamıştı. Yaklaştıkça bunun terk edilmiş, yıkık dökük bir tarihi kalıntı olduğunu fark edecektim. Kar aniden lapa lapa yağmaya başladı, gökyüzünde beliren kapkara fırtına bulutları felaket habercisi gibiydiler. Kar yağışının artmasıyla görüş mesafemin giderek kötüleşmesiyle ormanda kaybolmaktan korkarak servi ve porsuk ağaçlarından oluşan küçük bir koruya sığındım. Bulutlar aniden sihirli bir el değmişçesine açıldı ve aralarından doğan koskocaman bir dolunay bulunduğum küçük koruyu aydınlattı. O zaman mezar taşlarının arasında durduğumu fark ettim. Hepsinin de ortasına demir birer kazık batırılmıştı. Tam karşımda mermerden yapılmış büyük bir mozale duruyordu. Mozalenin demir parmaklıklı kapısının ardındaki karanlık zeminde mermer kapaklı üç mezar bulunuyordu. Mozalenin girişinde Romence “Ölüler hızlı seyahat eder”, yazıyordu. O anda daha önce hissetmediğim soğuğu hissetmeye başlamıştım. Tek başıma böylesi ürkütücü bir yerde lapa lapa yağan kar yüzünden o karanlık mozalenin girişine sığınmak zorunda kaldığım için kendime kızıyordum.

Gökyüzünde her yeri aydınlatan şimşekler çakmaya başladığında mozalenin kapısı gıcırdayarak ardına kadar açıldı. O ses içimi korkuyla doldurmaya yetmişti fakat dahası da vardı. Mozalenin zeminindeki demir kapaklar yavaşça açılarak içlerinden birbirinden güzel çırılçıplak üç kadın çıktı. Üçü de, günün modasına uygun kat kat giydiği giysilerinin altını henüz görme şerefine ulaşamadığım nişanlımla kıyaslanamayacak kadar güzel ve seksiydiler. Dolgun göğüsleri dipdiri, kalçaları yusyuvarlak, dudakları kan kırmızısıydı. Tenleri süt beyazıydı ve ay ışığında üzerine kristal tozu serpilmişçesine parlıyorlardı. Yerimde taş kesilmiş gibiydim, hareket edemiyordum. Dışarıda fırtına şiddetlenirken, kadınlar beni ismimle çağırarak ihtirasla dudaklarını yalıyordu. Sivri dişlerini o zaman farkettim. Yanıma kadar sokulup bütün vücudumu okşamaya başladılar. Birden yer ayaklarımın altından çekilmiş gibi hissettim, mozalenin zemininde uzanmış bir halde buldum kendimi. Üç kadın da üzerime çökmüştü.

Kızıl saçlı olan sağ elimin işaret parmağını şehvelte emip yalıyordu. Sarışın olan ise elimi apış arasına götürmüş cinsel organının dudaklarına sürtüyordu. Bu sırada esmer olan bacaklarımın arasına uzanıp pantolonumun düğmelerini açtı. Cinsel organımı yalarken, ben de diğer iki kadının göğüslerini okşuyordum. Cinsel organım heykel gibi sertleşmişti, daha önce hiç almadığım bir zevki tadıyordum. Cinsel organımın kafası esmer kadının kıpkırmızı dolgun dudakları arasında bir görünüp bir kaybolurken, diğerleri de gömleğimin düğmelerini çözmüş göğüs uçlarımı hafif hafif ısırarak emiyorlardı. Canım yanıyordu ama aldığım zevkin yanında bu çok önemsizdi. Yanımdaki sarışına baktığımda göz bebeklerinin tıpkı ayna gibi beni yansıttığını, içlerinin boş olduğunu gördüm. Bu sırada esmer olan cinsel organımın başını sertçe emerken, diğerleri de hayalarımı aralarında bölüşmüşlerdi. Penisimin üzerinde hareket eden üç ağzın verdiği zevkle boşalmak üzereydim.

Tam bu sırada yer gök yerinden oynamışçasına bir patırtı koptu. Üzerimdeki üç kadın da fırtınaya kapılmış gibi çığlıklar içinde dört bir yana savruldular. Başımı kaldırabildiğimde karşımda ormanda gördüğüm o uzun boylu figüre benzeyen uzun boylu, sakallı ve bıyıklı, esmer bir adam duruyordu. Uzun tırnaklı elleri pençeleri andıran bu adamın da ağzında sivri dişler sıralanmıştı. “Benim olana dokunmaya nasıl cüret edersiniz!!!”, diye kükredi. Kadınlar korkuyla köşeye sıkıştırılmış birer hayvan gibi inliyor, bedenleri insan dışı biçimlerde kıvrılıp bükülerek benden daha da uzaklaşıyorlardı. İçlerinden esmer olan kadın biraz daha cesaretle: “Siz sevgi nedir biliyor musunuz? Hiç sevmediniz ki…”, dedi. “DEFOL!!!”, diye bağırdı efendileri, “Üçünüzü de bir daha görürsem paramparça ederim!”. Kadınlar açık olan mezarlarına girerek mermer kapakları kendi üzerlerine kapattılar.

Bedenimdeki uyuşma geçer gibi olmuştu, tam toparlanıp üzerimi giyinmeye niyetlendiğimde göbeğimden göğsüme yayılan, oradan da boynuma kadar çıkan bir sıcaklık hissettim. Bu tıpkı handaki yatağımda uzanırken hissettiğim gibi kocaman, nemli ve sıcak bir dildi. Bunun az önce karşımda duran adama ait olduğunu biliyordum, hissettiğim tiksinti bir yana dehşetle zevk alıyordum. O sıcak ıslaklık yeniden boynumdan kasıklarıma kadar indi. Korkudan gözlerimi kapatmıştım ama bu korkunç adamın benim kaskatı olmuş cinsel organımı sivri tırnaklı elleriyle kavradığını hissediyordum. Göz kapaklarımı hafifçe araladığımda gözleri kan çanağı gibi olan devasa bir kurdun penisimi ısırarak emdiğini görüyordum. Daha fazla dayanamadım ve şiddetle boşalmaya başladım. Kurt diliyle menilerimi yalayıp yutarken kendimden geçtim.

Gözlerimi açtığımda üç kollu bir şamdanla aydınlatılmış yüksek tavanlı bir odada buldum kendimi. Hava hala aydınlanmamıştı. Pencereye güve yeniği eski perdeler asılmıştı, duvarlarda da lime lime olmuş duvar halıları bulunuyordu. Üzerinde yattığım eski karyolanın örtüsü de delik deşik ve toz içindeydi. Yataktan kalkıp bir elime evrak çantamı, diğer elime ise şamdanı alarak odadan çıktım. Yaşadıklarımın bir rüya olduğuna neredeyse emindim. Taş merdivenlerden inerek önüme çıkan kapıları tek tek açmaya çalıştım ama açmayı denediğim kapılardan hiçbiri yerinden oynamıyordu. Önüme çıkan merdivenlerden birkaç kat daha aşağı indim, sanki aşağıda derinlerde beni çağıran bir şey varmış gibiydi. Merdivenlerin bittiği yerde dar bir koridor ve ona açılan büyükçe bir salon vardı. Tam bu sırada duvarda oynaşan gölgeleri farkettim. Dev gibi bir kurt gölgesi yansıyordu duvara, kurt yürümeye ve gölgesi giderek bir insana benzemeye başladı fakat başımı sağa sola çevirdiğim halde etrafta hiçbir şey göremiyordum.

Duvardaki meşaleleri elimdeki şamdanla tutuşturup bulunduğum yeri daha da aydınlatmaya karar verdim. Henüz birkaç meşaleyi tutuşturmuşken karanlıkta gür ve aksanlı bir ses yankılandı: “Bu kadar ışık yeterli, fazlası gözlerimi rahatsız ediyor”. Bu sırada gözlerim karanlığa daha alışmış olmalıydı ki ileride hayal meyal de olsa uzunca bir ahşap masanın başında ayakta duran gölgeyi farkettim. “Ben Kont 3. Vlad Dracula, siz de bay Jonathan Harker olmalısınız. Bu kötü hava şartlarında sizi buraya kadar yormuş olmaktan ötürü gerçekten üzgünüm”, dedi, “Ama umarım sizi rahat ve güvende hissettirebilmişimdir”. Artık gördüklerimin tamamen çarpık rüyalardan ibaret olduğundan emin olan ben, “Teşekkür ederim Kontum”, dedim, “Evrakları inceleyip imzalamak isterseniz…”. Elini havaya kaldırarak, “Henüz değil”, dedi. “Size bir şeyler ikram etmeme izin verin”.

Elimdeki şamdanı alarak masaya koyduğunda oraya daha önce hiç görmediğim kadar güzel bir sofranın kurulu olduğunu fark ettim. “Yemek yiyip gücünüzü toplayın önce”, dedi, “Çok uzun bir yoldan geliyorsunuz, açıkmışsınızdır mutlaka”. Açıkçası handa yediğim şeylerle kıyaslanamayacak kadar lezzetli yemekler süslüyordu masayı, “Lütfen oturun ve yemeye başlayın”. Tabağıma hoşuma giden yiyeceklerden doldurup yemeye başladım. Bu sırada dışarıda kurtlar ulumaya devam ediyordu. “Gecenin çocukları şarkılarını söylüyorlar bay Harker”, dedi Kont, “Onlardan korkmadığınız için şanslısınız. Korkunuzun kokusunu alsalardı buraya kadar varamazdınız”. O sırada aklıma korkudan yüzü bembeyaz olmuş arabacı gemişti ama köye dönüp dönemediğini bilme şansım yoktu. “Keşke köye geldiğinizde bana haber verseydiniz, sizi hizmetkarlarımı gönderir aldırırdım. Sizi bulduğumda kurtlar yüzünden değil ama dondurucu soğuk nedeniyle ölmek üzereydiniz”.

Ona bir mezarlığa sığındığımı hatırladığımı söyledim. “Başka bir şey hatırlıyor musunuz?…”, diye sordu Kont arkama geçip uzun tırnaklı ellerini omuzlarıma koyarak. O sırada rüyamda gördüğüm kurtun boynumu yaladığını hissettiğime yemin edebilirim. Aniden arkamı döndüğümde Kont orada değil, ahşap masanın diğer ucundaydı. Mezarlıktaki yazıyı hatırladım: “Ölüler hızlı seyahat eder”. “Hayır”, dedim, “Üzgünüm ama başka bir şey hatırlamıyorum”. Kont, “Emin misiniz?”, diye sordu ısrarla yeniden. “Evet kesinlikle eminim”, dedim. Biraz öfkelenmiş gibi pencereden dışarıya bakarak, “Artık yataklarımıza çekilip istirahat etme zamanı geldi”, dedi Kont ve ekledi, “Bay Harker, şatom konuklarım için dostluk, muhabbet ve misafirperverlikle dolu olduğu kadar, yaşlı ve sinsi tehlikelerle de doludur. Ben uyanıp da yanınıza gelene kadar odanızdan çıkıp tek başınıza dolaşmaya kalkışmayın… kaybolabilirsiniz”. Handaki garipliklerden sonra Kont’un bu isteği beni çok şaşırtmamıştı. Belki de bu Transilvanya’ya özgü geleneklerdendi.

Beni odama geri götürdü, “İyi dinlenmeler”, diyerek kapıdan çıktıktan sonra kapıyı üzerime kilitlediğini duydum. Muhtemelen güvende olmam veya belki de ortalığı karıştırmamam için bunu yapmıştır diye düşünerek yatağıma uzanmıştım ki dışarıdan gelen bir sürtünme sesi duyarak pencereye koştum. Pencereden aşağı baktığımda, altında kıvrıla kıvrıla bir ırmağın aktığı uçsuz bucaksız bir vadi gördüm önce. Ne kadar yüksekte olduğumu anlamak için başımı dışarı çıkartıp aşağı baktığımda ise korkudan ödüm patladı. Kont Dracula, şatonun taş duvarlarında baş aşağı bir şekilde yaşlı bir örümcek gibi mahzene doğru iniyordu. Az sonra karanlık bir pencereden içeri girerek gözden kayboldu. O anda yaşadıklarımın bir rüya olmadığını anlamıştım. Bu korkunç yerden bir an önce gitmek istiyordum ama odamın kapısını açabilmem imkansızdı.

Güneş doğup batan dek sessizliğin içinde korkuyla Kont’un geri dönmesini bekledim. Saatler adeta geçmek bilmiyordu. Bir plan yapıp Kont geri döndüğünde şatodan kaçmanın bir yolunu bulmalıydım. Beni yeniden bu odaya kilitlemesine izin veremezdim… Akşam çöküp hava iyice karardığında kapıda bir tıkırtı duydum. Hemen yerimden doğruldum ve Kont’un içeri girmesini bekledim ama içeri giren kimse yoktu. Odamın kapısı açtığımda holde de kimseyi göremedim. Önceki gece izlediğim yolu takip ederek Kont’u ilk gördüğüm salona ulaştım. Kont duvardaki bir dünya haritasında Londra’yı bulmuş, uzun tırnaklarını yaşadığım kentin üzerinde gezdiriyordu. Ben işlemleri bir an önce bitirirsek hemen yola çıkmak istediğimi, nişanlımın endişeyle beni beklediğini söyledim. “Oturun Bay Harker”, dedi, “Evraklarınızı imzalayacağım ama bir şartım var. Ama öncelikle içiniz rahat olsun, nişanlınıza bir mektup yolladım ve bir süre daha benim misafirim olacağınızı söyledim”.

Açıkçası buna biraz öfkelenmiştim ama Kont’u kızdırıp işleri sarpa sardırmak da istemiyordum. “Şartınız nedir öğrenebilir miyim?”, diye sordum. “Bunu anlatabilmek güç”, diye söze başladı Kont, “Sizin gibi çok farklı bir kültürden gelmiş birinden bizim buraların yol yordamlarını anlamasını beklemiyorum fakat yine de izah edeceğim. Gördüğünüz gibi burada oldukça sakin bir yaşam sürüyorum ve herkes gibi ben de herşeyi paylaşabileceğim bir dosta ihtiyaç duyuyorum”. Onu anlayabildiğimi söyledim. “Buna sevindim, herşeyi paylaşmak derken, benim kültürümde bazen iki erkeğin paylaşabileceği şeyler sizin kültürünüzdeki erkeklerinkine pek benzemeyebilir…”, dedi Dracula. “Mesela?”, dedim. “Cinsel hazlar da bu paylaşımın bir parçasıdır…”, dedi gözlerimin içine bakarak.

O anda ağzımı açıp buna ölçülü de olsa bir tepki vermek istediğim halde sesimin çıkmadığını fark ettim. “Sözlerimin kesilmesinden hiç hoşlanmam Bay Harker”, dedi Dracula, “Ayrıca sizin bu hazlara yabancı olmadığınızı yakından gördüm ve açıkça söylemem gerekirse gençlik pınarınızın tadına bakmaktan büyük haz duydum”. Utançla kızardığımı hissediyordum ki Kont’un pençeyi andıran ellerini boynumda hissettim. “Bu tür paylaşımların iki erkek arasında kalacağını, soylu ve şerefli bir ailenin kalan tek üyesi olarak size hatırlatmama gerek yoktur sanırım. İşte tek şartım buna izin vermeniz…”, diyerek pençelerini göğsümün üzerinden kucağıma kadar indirdi. Pantolonumun düğmelerini çözdü. Anında kendimi yemek masasına çırılçıplak bir halde sırt üstü uzanmış ve bacaklarım iki yana ayrılmış halde buldum. Kontun dili hayalarımı yalayarak makatıma ulaşmıştı ve deliğimden içeri girip çıktıkça elleri göğüs uçlarımı parmakları arasında hafifçe eziyordu. Aldığım zevk inanılmazdı. Vücudumun tüm kontrolünü ele geçirmişti.

Kont daha sonra hayalarımı tek tek ağzına alarak emdi ve kocaman dili giderek sertleşip başını kaldıran cinsel organımın sapının etrafında yılan gibi kıvrılarak beni yalamaya başladı. Uzun tırnakları göğsümü ve göbeğimi çizip kanatıyordu ama bunlar önemsiz küçük çiziklerdi. Kon zaman zaman parmaklarını ağzına götürerek tırnaklarına bulaşan kanımı yalıyor ve sonra da cinsel organımı emmeye devam ediyordu. Dracula’nın ağzını ve ellerini vücudumun her yanında hissediyor, ben zevkle titreyip kasıldıkça tıpkı büyükçe bir yırtıcı hayvan gibi hırıltılı sesler çıkardığını duyuyordum. Bu sırada cinsel organımı boğazına kadar aldığını, bu sırada da uzun diliyle hayalarımı okşadığını hissedebiliyordum. Bu zevke daha fazla dayanabilmem imkansızdı. Birden menilerimi yeniden fışkırtmaya başladım. Giderek hızlanan iştahlı bir emme sesi duyuyordum sadece, başımı kaldırıp aşağıda neler olduğunu görme şansım yoktu. Zevkten bayılmıştım.

Uyandığımda dev gibi bir karyolanın üzerinde çırılçıplak yatıyordum. Kollarım ve ayaklarım karyolanın dört direğine bağlanmıştı. Odayı sadece birkaç mum aydınlattığı için ne kadar büyük olduğunu göremiyordum. Karyola ve etrafındaki şamdanlar sanki sonsuz bir boşluğun ortasında yüzüyorlardı. Başımı kaldırıp yukarı çevirdiğimde tam üzerimde kanatlarına sarınmış korkunç büyüklükte bir yarasanın baş aşağı uyuduğunu fark ettim. Duyduğum korkuyu tarif edebilmek imkansızdı. İnançlı olmayan ben kurtulabilmek için için Tanrı’ya yalvarıyordum ki yarasa dev kanatlarını açarak çevik bir hareketle yatağın baş ucuna kondu. Artık baş ucumda duran bir yarasa değil, oldukça kıllı, kaslı ve kocaman bir penise sahip olan esmer bir erkekti. Dracula, üzerime ters olarak uzandığında penisi açık olan ağzımdan içeri kaydı. Ben onun cinsel organını emerken, o da kalçalarını oynatarak ağzımın içinde gidip gelmeye başlamıştı. Cinsel organı sertleşmiyordu ama sertleşmemiş haliyle bile oldukça büyüktü.

O gece kaç kez boşaldığımı hatırlamıyorum ama Kont şatosunda geçirdiğim her gece birbirinden değişik pozisyonlar denemekten sıkılmıyor, her yerimi ısırıyor, her boşaldığımda ise menilerimi büyük bir iştahla son damlasına kadar yalayıp yutuyordu. Kont gün doğmadan mahzendeki gizli odasına çekildiğinde, beni bağlayan ipler çözülüyor, odama kadar ulaşan kapılar kendiliğinden açılarak bana yol veriyordu. Odamda beni bekleyen yiyecekler ve meyveler buluyordum ama bunlardan ne kadar yersem yiyeyim karnım asla doymuyordu. Giderek zayıf düşüyordum. Kont geceleri mahzeninden geri döndüğünde ise benimle birlikte olduğu odaya geri dönmek zorundaydım. Bu kısır döngü içinde haftalar, belki de aylar geçmişti. Artık nişanlıma geri dönebilme umudum tükenmek üzereydi. Kont Dracula’nın oyuncağı haline gelmiştim.

Bir gün daha doğduğunda yorgun argın odama döndüm, artık kaçmayı denemek istiyordum. Odadaki kumaşları lime lime yaparak kendime bir halat ördüm ve pencereden sarkıttım. Bu halat şatonun yüksek duvarlarında Kont’un süzülerek içeri girdiği o karanlık pencereye kadar uzanabiliyordu. Halatı yattığım ahşap karyolanın ayağına bağlamıştım ama bu eskimiş odun parçasının ağırlığımı kaldırıp kaldıramayacağını bilmiyordum. Neyse ki bir deri bir kemik haline gelmiş olan vücudum eskisi kadar ağır değildi. Halatla aşağı doğru inmeye başladım. Pencereye varmak üzereydim ki halat aniden kopuverdi. Fakat son anda ellerim pencerenin pervazını yakaladı. Kendimi yukarı çekmek için şatonun taş duvarlarından destek almaya çalıştım ama yosunlu taşlara basan ayaklarım sürekli kayıyordu. Uzunca bir süre uğraştıktan sonra nihayet kendimi pencereden içeriye atabildim.

İçeride aşağıya doğru inen dar bir merdiven vardı, bunu izleyerek şatonun karanlık derinliklerine inmeye başladım. Gözlerim karanlığa alışmaya başlamıştı. Duvarda gördüğüm bir meşaleyi elime aldığımda kendiliğinden tutuşuverdi, şatodaki neredeyse her şey böyle büyülü nesnelerdi. Merdivenlerin sonuna geldiğimde uzun, geniş ve kemerli bir salona girdim. Meşalenin ışığında hol boyunca yerdeki deliklere oturtulan uzun kazıklara geçirilmiş ve artık sadece iskelet halini almış sayısız ceset görüyordum. Salonun bitimindeki taş merdivenlerin sonunda büyükçe bir kapı vardı. Bu kapıdan altından baktığımda çok uzaktan da olsa bir ışık geldiğini görüyordum. Bunun bir tür çıkış olması gerektiğini düşünüyordum. Tam ışığa doğru yürümek üzereydim ki salonun ortasında gösterişli bir tabut gözüme ilişti. Üzerinde Latin harfleriyle, “Vlad III. Tepes Dracula” yazıyordu. Korkuyor ama aynı zamanda da merak ediyordum. Meşalemi duvara asıp, tabutun kapağını yana doğru kaydırdığımda iri açılmış korkunç gözleriyle tavana bakarak hareketsiz yatan Kont Dracula ile karşılaştım.

Korkudan adeta buz kesmiştim fakat yaşadığım panik duygusu dindikten sonra Kont’un orada son derece savunmasız bir halde yattığının farkına vardım. Her ne olursa olsun Kont’u öldürmem gerektiğine karar verdim. Çünkü ben şatodan kaçıp da köye ulaşmaya çalışırken karanlık çökecek, belki de ben yolun yarısına bile gelmemişken dev bir yarasa olarak Kont yine omuzlarıma çökecekti. Bu defa beni sağ bırakmayacağına da emindim. O sırada aklıma geceyarısı mezarlıkta gördüğüm manzara geldi yeniden. Bütün mezarların üzerine saplanmış birer demir kazık vardı, mozalenin kilitli demirli kapısının ardındakilere dokunulamamıştı muhtemelen. O halde bu canavarları yok etmenin tek yolu da buydu. Ne yazık ki etrafımda iskeletlerin üzerinden sarktığı kazıklar tahtadandı, bunları kullanamazdım. Daha fazla zaman kaybetmeden kaçmanın tek şansım olduğuna inanarak elime duvardaki meşaleyi aldığımda bunun demirden yapılmış olduğunu fark ettim.

Kontun tabutunun üzerine toplayabildiğim bütün cesaretimle eğilerek meşaleyi yukarı kaldırdım ve hızla göğsünün ortasına indirdim. Meşaleyi batırdığım yerden oluk oluk fışkıran kanlar her yeri kızıla boyarken Kont’un ağzından çıkan korkunç ve hayvani bir çığlık salonun taş duvarlarında yankılandı. Kont’un gözleri tıpkı giderek sönmeye yüz tutan bir mum alevi gibi canlılığını yitirip donuklaşırken, bütün vücudu kuruyup büzüşerek tıpkı kazıklardan sarkan iskeletler gibi oldu. Merdivenlerden çıkıp kapıyı açtım, gerçekten de tünel gibi uzanan bir koridorun ucunda bir çıkış olduğunu gördüm. Daha fazla vakit kaybetmeden şatoyu terk ettim, köyün nerede olduğu konusunda bir fikrim yoktu ama nehri takip edersem onu bulacağımdan emindim. Böylece yapabildiğim kadar hızlı bir şekilde nehir yatağını izleyerek oradan olabildiğince uzaklaştım. Fakat hiç durup dinlenmeden saatlerce yürüdüğüm için açlıktan ve yorgunluktan daha fazla ilerleyebilecek halim kalmamıştı. Oracıkta bayılmışım. Beni hayvanlarını suya indiren bir köylü bulmuş, uyandığımda nişanlım yanı başımdaydı. O da benden uzun zamandır haber alamayınca peşimden gelip beni aramaya başlamış ve ne büyük şanstı ki o şatoya gelmeden önce ben kaçabilmiştim. Apar topar Londra’ya geri döndük ve tüm olup bitenleri geride bırakıp mutlu yaşamımıza kaldığımız yerden devam ettik.

-SON-

Yengemi Sikmeden Önce Köpek Gibi Yalvartıyorum! (Berk 22 Y., Ankara / Türkiye)

Adım Berk. 22 yaşında, 1.84 boyunda, sarışın, yeşil gözlü biriyim. Ankara’da özel bir Üniversite’de okuyorum. Çevrem tarafından çekici yada yakışıklı olduğum yönünde tepkiler alsam da, ben mütevazılığı koruyorum. Olayın kahramanı Sevgi yengem 24 yaşında. Ankara’nın zengin tüccarlarından olan amcam ise 40 yaşında ve ikinci evliliğini Sevgi yengem ile yaptı. Amcamlarla evlerimiz biribirine yakındır, sürekli beraber yer içeriz. Yengemi ilk gördüğümden beri güzel bulmuşumdur, 1.70 boyunda, sarışın, çıtır bir hatundur kendisi. Amcamla evlendiklerinden beri yengemle çok rahat şekilde konuşup sohbet ederdik. Kız arkadaşlarımı yengeme rahatlıkla anlatırdım, ancak cinsel konulara girmezdik.

Geçen sene, aylardan Ağustos, birgün amcam bize gelip, “Hadi önümüzdeki hafta hep beraber yurtdışına bir gezi yapalım, Paris’e gidelim birkaç günlüğüne!” dedi. Bu fikri babam dışında herkes olumlu karşıladı. Babam işlerinden dolayı gelemeyeceğini söyledi. Biz de tamam deyip annem ben amcam ve yengem gitmeye karar verdik. Paris’te 3 gece 4 günlük bir tatil yapacaktık. Bir hafta geçti ve gitme günü geldi çattı.

Paris’e indiğimizde akşam üzeriydi, hemen otele geçip yerleştik. gaziantep escort bayan Herkes çok yorgundu, bilirsiniz işte sıradan pasaport işlemleri uzun sürmüştü. Bu arada otelde annemle ben bir odada, amcamla yengem ayrı bir odada kalıyorlardı. Akşam herkes dinlenmiş, duşunu almış, hazırlanıp, saat 22:00 gibotelin akşam yemeğine inmişti. Amcamla yengem geldiğindeyse şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Yengem üzerine tek parça siyah transparan bir elbise giymişti, iççamaşırları olduğu gibi belli oluyordu. Yengem önceden hep amcamın hiç kıskanç olmadığını söylerdi, ama bu kadarını da beklemiyordum açıkçası.

Neyse, yemekler yenmeye başladı.gaziantep escort Yemek yerken yengem öyle seksi görünüyordu ki, ben çadırı kurmuştum masanın altından. Yemek açık büfe olduğundan tabağım bitince gidip birşeyler almam gerekiyordu, ama sikimin kalktığı belli olacak diye kalkıp alamıyordum. Haliyle yemek masasından aç karınla kalktım. Yemekten sonra otelin lobisinde hep beraber oturup muhabbet ettik biraz. Saat 24:00’ü geçmişti, Annem yatmak üzere odaya çıktı. Yengemse henüz 24 yaşında olduğundan kanı kaynıyor, dışarı çıkmak, Discoya gitmek istiyordu. Amcam çok yorgun olduğunu, hiç biryere gidemeyeceğini söyleyince, yengem suratını asmıştı. Ben de yengeme bıyık altından gülüyordum. O sırada amcamla yengemden dışarı çıkacağımı söyleyip odama gidip hazırlanmak için izin isteyip kalktım. Yengemin o an yüz ifadesini görmeniz gerekirdi, benim dışarı çıkıyor olmamı çok kıskanmış, amcama surat yapmaya başlamıştı.

Ben yukarı odamıza çıkıp, önce bir duş aldım, sonra Paris’e uygun olarak çok şık şekilde giyindim, parfümümü sıkıp odadan çıktım. Asansörle aşağı inip, lobiden geçerken, yengem bir anda üzerime atladı. Çok şaşırmıştım, sevinçten zıplıyordu. Amcam, yengemin gece benimle dışarı çıkmasına izin vermiş, kendiyse gidip uyumuştu. Ben o an inanılmaz hayal kırıklığına uğramıştım, aklımda Fransız kızlarıyla ilgili ne planlar vardı, ama yanımda yengem olduğu için uslu uslu oturmak zorunda kalacaktım 🙂

Otelin önünden bir taksi çağırıp şehrin iyi Discolarından birine götürmesini söyledim. Bu arada yengemde yabancı dil olmadığından, herkesle ben konuşuyordum. Taksici bizi şehir merkezinde şık bir yere götürdü. Ben tam Discoya girecekken, yengem biraz dolaşmak istediğini söyledi, ben de mecburen tamam dedim. Paris’in ara sokaklarında dolaşmaya başlamıştık. Yürüdüğümüz yolda, bir bardan iki Vodka Redbull alıp dışarı çıktım, içerek dolaşıyor bir yandan da sohbet ediyorduk. Ellerimizde içki, Paris sokaklarında başbaşa dolaşmanın romantik bir etkisi olmuştu, yengem bana sokulmuş, elimi omzuna koymuştu. Ben halen iyi niyetle düşünüyordum, sadece sohbet ediyoruz diyordum. Bir ara yengem, “Hadi bir yere girelim artık!” dedi. 1 saat boyunca bilmediğimiz bir şehirin ara sokaklarında dolaşmış, haliyle kaybolmuştuk.

Yakınlarda bir yerde parlayan ışıklarla ‘Club’ yazıları görünüyordu, biraz izbe biryer olmasına rağmen oraya girmeye karar verdik. İçeri girdiğimizde etrafta bizden ve barmenden başka kimse yoktu. Ben mekandaki direkleri görünce, mekanın bir Striptiz Club olduğunu anladım, ama yengeme birşey demedim. Sahneye yakın bir yere oturup birer içki aldık. Biz içkilerimizi yudumlarken, sahneye esmer bir afet çıktı, üzerinde sadece bikinisi vardı, direğin etrafında dans etmeye başlayınca yengem olaya uyandı. Biraz utanmış, ama içkisini daha hızlı içmeye başlamıştı. Saat ilerledikçe Striptizci kadınlar sürekli değişiyor ve git gide daha açık saçık şeyler giyiyor, şovun sonundaysa tamamen soyunuyorlardı. Ben tepki vermeden arada bir kadınlara bakıyor, arada bir telefonuma bakıyordum.

Yengem bana, “Çok alışkınsın galiba, kadınlara hiç bakmıyorsun!” dedi. “Bunlardan Türkiye’de çok var!” dedim. Yengem, “Hadi ya, ben neden hiç görmedim?” dedi. Ben de gülerek, “Bana özel çalışıyorlar, benim Türkiye’de beraber olduğum kadınlar bunları üçe katlar!” dedim. Yengem, “Çok hızlısın galiba?” dedi. “Bilmiyor gibi konuşma yenge!” dedim yine gülerek. Bu arada mekana başka adamlar da gelmiş ve yavaş yavaş herkes yaraklarıyla oynamaya başlamıştı. Yengem alkolü fazla kaçırmış, gözlerini onlardan ayırmıyordu, adamlara hiç çekinmeden bakıyordu. O sırada benim Türk erkeği damarlarım kabarmıştı, masaya hesabı bırakıp, yengemi kolundan tutup çıkardım mekandan. Sokakta konuyu hiç açmadan biraz daha dolaşıp, bir taksi durdurduk. Saat 03:00’ü bulmuştu. Taksiye binip otelin adresini verdim.

Yengem çok içmiş olduğundan takside sızıp, başını dizime koyup yatmıştı. Yatarken bütün eteği açılmış, küloduna kadar sıyrılmıştı, (Ben tabii özellikle yapmış olduğunu düşünüyorum!). Bacakları dolgun ve o kadar seksi görünüyordu ki, bir süre bakakaldım. Sonra üşümesin bahanesiyle bacaklarını ovmaya başladım. “Hava soğudu yenge, üşümüşsündür!” diye söyleniyordum, ama yengemden hiç tepki yoktu, tamamen sızmıştı. Ben de bunu fırsat bilerek, elimi bacak arasına atıp, külodunun üzerinden amını hafiften okşamaya başlamıştım. Yengemin külodu sırılsıklamdı. Külodu kenara çekip elimi amının dudaklarında dolaştırmaya başladım. Aman Tanrım, tam istediğim gibi, harika bir amcığı vardı yengemin. Bu sırada otele gelmiştik. Yengeme bir seslenmemde ayağa kalkmıştı. Çok şaşırmıştım, o çok içip sızmış kadın, bir seslenmemle kendine gelmişti. Taksiden inip otele yürürken gayet normal yürüyordu. Kendi kendime bu kadın sarhoş değilmiydi diye sordum.

Otelin içine girdiğimizde yengem, “Ağzım alkol kokuyor, amcan anlarsa kızar, ne yapacağız?” dedi. escort gaziantep Ona, “İstersen bizimkilerden gizli bir oda tutayım, orada duş alıp toparlanıp geçersin odanıza?” dedim. Yengem bu teklifime resmen atlamıştı. Hemen bir oda istedim Resepsiyondan. Anahtarı alıp odaya girdiğimizde ben yatağa uzandım, yengem duşa girdi. Az sonra duştan önce paldır küldür sesler geldi, ardından acılı, “Ahhhh!” diye bir inleme. Koşarak gidip banyonun kapısına tıkladım, “Yenge iyimisin?” diye sordum. “Berk düştüm, çok içmişim herhalde, başım dönüyor!” dedi. “İyimisin? Yardım etmemi istermisin?” dedim. “Evet, lütfen gel yardım et, kalkamıyorum!” dedi. Kapıyı açıp banyoya girdiğimde gördüğüm manzarayı hiç tahmin edemezdim, yengem çırılçıplak yerde yatıyordu. Hemen tutup kaldırmaya çalıştım, o sırada bacaklarını götünü avuçluyordum. Sonunda kaldırıp, yarı dolmuş küvete sokmaya çalışırken, ben de dengemi kaybedip, yengemle beraber küvetin içine düştük. Yengemin çıplak vücuduyla altımda kalmıştı.

Ben kendime küfrederek kalkıp içeri geçtim. Islanmış elbiselerimi çıkarıp, kurumaları için pencerenin kenarına serdim. Yatağa ıslak boxerle uzanmıştım yengemi beklerken. Yengem 15 dakika sonra banyodan bornozla çıktı. Karşıma geçmiş bana bakıyordu. Ağustos ayındaydık ve havanın gayet sıcak olmasına rağmen, yengem üşüdüğünü söyleyip yanıma geldi ve bana sarılarak yattı. Sonra, böyle ısınamadığını, battaniyenin altına girmek istediğini söyledi. Oysa ortam gittikçe ısınıyordu. Battaniyenin altına girerken üzerindeki bornozu ustaca çıkarıp kenara atmış, battaniyeyi üzerine çekmişti. “Hadi sen de gir battaniyenin altına, ısıt beni, üşüyorum!” diyordu. Ben üzerimdeki ıslak boxerle yatağa girdiğimde, yengem böyle rahatsız olduğunu, boxerimi çıkarmamı söyledi. Ben de dediğini yaparak boxeri çıkarıp battaniyenin altına girmiş, artık olacakları bekliyordum. O sırada yengem bana sarılma bahanesiyle bacağını bacağımın üzerine atmış, amını bacağıma sürtüyordu. Amı resmen sulu bir şeftali gibi bacağımı ıslatıyordu.

Yengemin bu hamlesinin üzerine ben de kazık gibi olmuş yarağımla onun tarafına dönerek, yarağımı yengemin göbeğine yasladım. Yarağımı hissetmesiyle birlikte gözlerime bakmaya başlamıştı ve bir anda dudaklarıma yapıştı. Deliler gibi öpüşüyorduk, sanki beni öpmek değil yemek istiyordu. Öpüşürken eli de boş durmuyor, yarağımı kavramış, aşağı yukarı hareket ettiriyordu, ben de elimi onun bütün vücudunda gezdiriyordum. Birkaç dakika sonra öpmeyi bırakıp yarağıma doğru eğildi ve yumuşak öpücüklerle beraber yalamaya başladı. Öyle güzel yalıyordu ki, sanki yarağımı tamamen içine çekmeye çalışıyordu.

Yengem yarağımı yalarken, ben de ona ters dönmesini söyleyip 69 pozisyonuna getirdim. Yengemin o sarı amcığı sanki daha hiç sikilmemiş gibiydi. Az önce takside avuçladığım amcık, şuan dudaklarımın arasındaydı ve iştahla yalamaya başladım. Amının dudaklarını parmaklarımla açıp klitorisini yalıyor, bir parmağımlada içine giriyordum. Bu sırada yengem de yarağıma daha bir iştahla sarılmış, yarağım ağzında olduğu halde, “Mmmmmhhh, ooohhh!” gibi sesler çıkarıyordu.

Yengem yarağımı ağzından çıkarıp, “Artık daha fazla dayanamayacağım, sok sikini içime, doldur deliklerimi!” dedi. Ben de bu isteği geri çevirmeyip, yengemi önümde domalttım ve yarağımı amına sürtmeye başladım. “Hadi gir artık erkeğim, seni içimde istiyorum, yıllardır yanıyorum senin için, sik artık beni!” diyordu. Tam konuştuğu esnada amına öyle bir kökledim ki, nefesi kesildi. Amına seri şekilde girip çıkmaya başladım. Yarağım amının içinde yanıyordu sanki, o sulu amcığı ateşli bir fırın gibiydi. Bu şekilde 10 dakika kadar domalmış vaziyette onun ‘Ahhh, Oohhh ve Hadi’leriyle siktim. Daha sonra yarağımı amından çıkarıp sırt üstü yattım ve yüzü bana dönük şekilde üzerime çıkmasını söyledim.

Yengem eliyle yarağımı amına yerleştirdikten sonra üzerimde zıplamaya başlamıştı, ama zevkten bacakları gevşemiş, doğru düzgün zıplayamıyordu. Yengemi kendime doğru yaklaştırdım ve kulağına, “Bana bırak istersen, uçurayım seni orospu!” dedim. Başını sallayarak, “Hı hı!” dediği anda, alttan amına hızla çalışan bir piston gibi girip çıkmaya başlamıştım. ‘Şap, şup!’ sesleri bütün odayı doldurmuş, yengemin iniltilerine karışıyor, iniltileri de gitgide yerini çığlığa bırakıyordu. Öyle şiddetli orgazm oluyordu ki, rahatlıkla hissedebiliyordum. Alkolün de etkisiyle boşalmaya hiç niyetim yoktu. Ben alttan döşerken, yengem, “Siktiğin kızları ne kadar kıskanıyorum, biliyormusun? Hergün seni düşünerek kendimi tatmin ediyorum!” diyordu. Ben bu duyduklarımdan sonra gülüp, “Merak etme orospum, artık seni de sikerim!” dedim ve döşemeye devam ettim.

Ben amına hızla döşerken, yengem birden kendini sıktı ve üzerime oturup beni durdurdu, “Bundan sonra sadece beni sikeceksin, döllerinin bir damlasını bile başkasına boşaltamazsın, hepsi benim!” diyordu. Bu sırada ben iyice hızlanmıştım ve yengem benim geleceğimi anlayıp inlemeye başlamıştı. “Doyur orospunu erkeğim, doldur deliklerimi, ben sadece senin orospunum, amımı götümü dağıt!” diyerek beni iyice gaza getiriyordu. Ben alttan hızla pompalarken, “Geliyorum!” dedim ve çıkmaya çalıştım, ama yengem çıkmama izin vermeden, “İçime boşal aşkım, sıcacık döllerini içimde hissetmek istiyorum!” diyordu. Amına öyle bir boşaldım ki, her kasılmamda yengem de bir çığlık atıyordu. Döllerim amından taşmış, bacaklarından süzülüyordu.

Sonra üstümden kalktı, yarağımı yalayarak temizledi ve tekrar üzerine oturdu. Biraz yumuşamış olan yarağım yengemin fırın gibi amında yeniden sertleşmişti. Yengemi üstümden kaldırıp yatağın köşesine sırt üstü yatırdım. Bacaklarını geriye doğru bastırdım, amına biraz fırça çektikten sonra yine hızlıca soktum ve pompalamaya başladım. Altımda eze eze sikiyordum yengemi. Artık yengemin Ihhh’ları ve Ohhh’ları hiç durmuyordu. Sikişirken bir yandan kollarımı okşuyor dahada zevke geliyordu. Body sporuyla uğraştığım için kollarım ve göğüslerim yapılıydı, bunun kadınları etkilediğini bildiğim için uzun zamandır vücut geliştirmeyle ilgileniyor ve açıkcası ekmeğini de yiyordum. Yengem önceden beri sürekli kollarıma ve göğüslerime bakar dudaklarını ısırır ve benim farketmediğimi sanırdı.

Ben amına seri şekilde bastırarak girip çıkarken, yengem 2 defa orgazm olmuştu bile. Ben artık boşalmam gerektiğini biliyordum, çünkü amcam artık şüphelenebilirdi, saat 05:00 olmuştu. Bu pozisyonda boşalamayacağımı anlayınca, yengemi ayakları yerde, elleri yatakta domalttım ve saçlarını elimde toplayıp arkadan pompalamaya başladım amına. Yengemin bu pozisyondan çok zevk aldığı belliydi, “Parçala amcığımı erkeğim, benim gerçek erkeğim sensin, içime boşal, istediğin zaman istediğin yerde sik beni!” diyordu. Artık boşalmak üzereydim ve yengemin de inlemeleri artmıştı. Yengeme, “Beraber boşalalım!” dediğimde, daha sert sikmemi söyledi. Ben arkadan her vurduğumda biraz ileriye gidiyordu ve saçlarından tutup geri çekiyordum. Bir dakika sonra artık yengem çığlıklar atıyordu, ben de, “Geliyorum!” diye haykırdım. Yengem, “Boşal içime erkeğim, serp tohumlarını içime, heryerimde hissetmek istiyorum seni!” diye inledi ve o anda ikimiz de sarsıla sarsıla boşaldık.

Yorgunluktan ölmek üzereydim. Yengemin hiç suratına bakmadan ben duşa girerken, onun da hazırlanıp çıkmasını, amcamı daha fazla bekletmemesi gerektiğini söyledim. Ben duştayken yengem gelip sikimi yalamaya çalışıyordu, ama izin vermedim, “Hadi git!” dedim. Bir orospu gibi kullanılıp atılmak çok gururuna dokunmuştu anlaşılan. Oysa benim çok farklı planlarım vardı 🙂

Bu birkaç günlük Paris tatili boyunca yengem her fırsatta kulağıma eğilip sikişmek istediğini fısıldadı. Bense olmaz diyordum ve bu onu çıldırtıyordu. Tatil bitipte Türkiye’ye döndüğümüzde, ben yine Üniversiteden kız arkadaşlarımı eve getirip onları sikiyordum ve yengem de anneme uğrama bahanesiyle hergün bize geliyordu. Beni başka kızlarla gördükçe çıldırdığının, çok kıskandığının farkındaydım. Bana sürekli mesaj atıp, sikişmek için yalvarıyor. Ama ben sadece azdığım zamanlarda yengemi çağırıp bir güzel sikiyorum ve bir orospu gibi geri gönderiyorum. Her seferinde yalvartmadan sikmiyorum yengemi. Bu işin Rajonu böyle sevgili arkadaşlar, yalvartıp köpek edeceksin ki kıymetin bilinsin 🙂

Hepinize bol seks dolu günler diliyorum!

[Berk]

Kaçak Bahis Sanal Oyunlar

Spor bahisleri, canlı bahis, casino, canlı casino, okey, poker ve tavla derken yakın geçmişte popülerleşmeye başlayan sanal oyunlar bahis ve casino severlerin adeta son tutkusu haline gelmiş durumda. Özel bilgisayar yazılımları sonucu oluşturulup bahis sitelerinin bünyesine entegre edilen sanal oyunlar özellikle şansına güvenenlerin sıklıkla oynadığı oyunlardır. Sektördeki güncel gelişmeleri yakından takip ederek kendisin sürekli yenileyen Bets10 bahis sitesi de bünyesinde sanal oyunlara sanal sporlar kategorisi altında yer vermektedir.
Kaçak Bahis Sanal Oyun Seçenekleri
Youwin sanal oyunlara ulaşmak için siteye giriş yaptığınızda ana sayfanın hemen üstünde sıralanan kategorilerden sanal sporlar’ı seçmeniz gerekmektedir. Sanal sporlar sayfası açıldığında sizleri şu kategoriler altında onlarca oyun ve yüzlerce bahis seçeneği karşılamaktadır:
• Sanal futbol
• Sanal futbol HD
• Sanal basketbol
• Sanal tenis
• Sanal at yarışı
• Sanal köpek yarışı
Youwin sanal sporları cazip kılan unsurlar arasında sunulan oranların tatmin edici olması, şık tasarıma sahip bir sanal oyun sayfasında vakit geçirme şansı elde etmeniz ve 7/24 sürekli olarak yenilenen sanal oyunların sizlere sunuluyor olması gelmektedir.
Kaçak Bahis Giriş İşlemleri
Profesyonellik, doğruluk ve dürüstlük ilkelerin taviz vermeden uzun süredir Türkiye bahis pazarında faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdüren Youwin’in güncel giriş adreslerini sitenin resmi sosyal medya hesaplarından takip edebileceğinizi unutmayınız. Böylelikle sahte sitelere karşı dikkatli olarak ve kendinizi koruyarak Tipobet işlemlerini halletmiş olursunuz.

Keyifli ve Kazançlı Günler

Boş zamanlarınızda oldukça eğlenebileceğiniz bir ortamda son derece basit bir şekilde bulunabilir ve burada harika zaman geçirebilirsiniz. Bahis oyunlarını evinize getiren pek çok web adresi ile boş zamanlarınız büyük bir heyecana ev sahipliği yapacak. Son yıllarda oldukça moda olan bahis sitelerinin her birinde youwin canlı casino oyunlarını sizin gibi gerçek insanlar ile birlikte oynayabilirsiniz. Özellikle rulet oyunlarının fazlası ile popüler olduğu bahis sitelerinde keyifli dakikalara sahip olacaksınız. Casino salonlarını internet ortamına taşıyan youwin giriş canlı casio ile monoton günlerinize büyük bir heyecan katacaksınız. Pek çok rulet türünü bulabileceğiniz bu sitelerde özellikle Avrupa ruleti ile ya da Fransız ruleti ile sıkça karşılaşabilirsiniz. Heyecan dolu dakikaları geçireceğiniz bu adreslerde daha sık zaman geçirmek isteyecek ve oldukça kazançlı çıkacağınız günlere hepsibahis merhaba diyeceksiniz. Pek çok güvenilir sitenin yer aldığı internet ortamında bu oyunları güvenle oynayabilir ve keyifli anlar yaşayabilirsiniz. Casino salonlarını evinize getiren bu adreslerde oldukça kazançlı çıkacağınız günlere siz de sahip olabilirsiniz.